Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen Bennur » Pzr Mar 21, 2010 21:41

İçerisinde toprak bulunmayan her türlü yetiştirme ortamında bitki yetiştirilmesine genel anlamda topraksız tarım adı verilir. Bu yetiştirme tekniğinde bitki yetiştirme ortamı olarak yalnızca besin çözeltileri kullanıldığı gibi çeşitli organik ve inorganik katı materyallerden de yararlanılır.Bir başka tanımla organik tarım; bitkilerin durgun, akan besin solüsyonu veya besin maddelerince zenginleştirilmiş katı yetiştirme ortamları içerisinde yetiştirilmesidir
Ülkemizde topraksız kültür araştırma aşamasındadır. Ege, Erzurum, Çukurova,Uludağ, Ankara ve Namık Kemal Üniversitelerinin Ziraat Fakülteleri bu konuda çalışmaktadır. Ayrıca Ege Tarımsal Araştırma, Seracılık ve Narenciye Araştırma Enstitüleri de bu konuda çalışmaktadır.
Topraksız tarım konusuna ilgi duyan araştırma kurumu ve araştırıcı sayısı her geçen gün artmaktadır. Seracılığın yoğun olarak yapıldığı yerlerde, topraktan kaynaklanan sorunların giderek artması ve topraksız yöntemin çözüm olacağı düşüncesi, topraksız tarımı cazip hale getirmektedir.
Resim
Topraksız tarımın şematik görünümü
Araştırmalar, topraksız ortamda yetiştirilen domates meyvelerinin en az toprakta yetiştirilenler kadar kaliteli olduğunu göstermiştir. Sonuç olarak artan şehirleşme ve turizm,tarım topraklarının amaç dışı kullanımına, erozyon ve çoraklaşmaya neden olmaktadır. Bu sistemin yerleştirilip yaygınlaştırılması ile tarıma elverişli olmayan taşlık, kayalık, tuzlu ve çorak alanlar ile taban suyu yüksek olan bölgelerde de başarılı seracılık yapılabilecektir.
Topraksız kültür kullanılarak değişik ürünler yetiştirilebilir. Bununla birlikte pazar değeri yüksek bitkilerin seçilmesinde fayda vardır.
Topraksız tarımı gerektiren nedenleri şöyle sıralayabiliriz:
Toprak kaybı: Hızlı nüfus artışından ve bu nüfusun besin ihtiyacını karşılaması için tarım yapılacak toprakların yetersiz kalma durumu vardır. Normal tarım topraklarının bulunmadığı, çöllerin hâkim olduğu ülkelerde ve ülkemizde Akdeniz sahillerindeki meyilli-taşlı arazilerde teraslama yaparak taşıma toprakla tarım yapılmaya çalışılan yerler vardır. Erozyon, çoraklaşma ve tarım topraklarının yerleşim ve turizm alanlarına ayrılan alanlarda yapılması toprak kaybını daha da artırmaktadır.
Toprak yorgunluğu: Seralarda aynı ürünün arka arkaya uzun yıllar yetiştirilmesinden dolayı toprak yorgunluğuna neden olmaktadır. Bu da toprak verimliliğini düşürmektedir. Toprak yorgunluğuna çözüm toprak değişimi ve yetiştirilecek üründe değişiklik yaparak ekim nöbeti uygulamaktır. Ancak bu tür uygulamalar üreticiler için fazla pratik olmadığı gibi fazla ekonomik de değildir. Üstelik modern tarımda alınan tüm önlemlere rağmen, verim ve kalitede
istenilen boyutlarda artışlar sağlanamamıştır.
Hastalık, zararlı ve yabancı ot sorunu: Yoğun tarımın yapıldığı ve sürekli aynı ürünün yetiştirildiği yerlerde bağışıklık kazanan hastalık, zararlı ve yabancı otlar büyük sorun olmaktadır. Modern tarımda ilaçlı mücadele yapılarak sorun ortadan kaldırılmaya çalışılsa da tam bir kontrol sağlanamamaktadır. Sağlığa zararlı ilaç kullanımı özellikle dışa ürün satımında sorunlara neden olmaktadır.
Aşırı gübre ve su tüketimi: Topraklı tarım yapılan alanlarda ve özellikle seralarda bitkilerden daha çok verim ve kalite elde etmek için aşırı gübre kullanmaktadır. Bu durum ileride gübre açığına ve çevrede kirletici etkilerinin olabileceği kuşkularını doğurmaktadır. Topraklı tarım yapılan alanlarda, verilen suyun bitkilerce kullanılan miktarını saptamakta güçlükler çekilmektedir. Suyun toprağın derinliklerine sızması, toprak ve bitkiden buharlaşma ile kaybolması sonucu bitkileri sulamak için kullanılan su tüketimi topraksız tarımda
kullanılanın 4–5 katı olabilmektedir.
Enerji ve iş gücü tasarrufu: Topraklı tarımdaki tüm kültürel uygulamalar için iş gücü gereklidir. Toprağın işlenmesi, ekim dikime hazırlanması, çapalanması, sulamaya elverişli hale getirilmesi, sterilizasyonu, bitkilerin gübrelenmesi, yabancı ot kontrolü gibi işlemler nedeniyle iş gücü gereksinimi oldukça fazladır. Başta traktör ve bağlantı ekipmanlar olmak üzere birçok alet ve ekipmanın çalıştırılması için bir hayli enerjiye gereksinim bulunmaktadır. Topraksız tarım,
farklı ülkelerde ve farklı araştırıcılara göre değişik şekillerde sınıflandırılmaktadır; ancak topraksız tarımı, genelde su kültürü ve katı ortam kültürü olmak üzere iki grupta incelemek mümkündür:
Resim
Topraksız tarım çeşitleri
Hidroponik (su) kültürü: Durgun su kültürü, besleyici film ve aeroponik sistemleri içerir. Su kültüründe prensip yetiştirme kabı olarak kullanılan oluklara yerleştirilen bitkilerin köklerini besin eriği ile temas ettirerek beslenmesini sağlamaktır. Böylece kökler hem beslenmekte hem de kökten suyu alabilmektedir.
Katı ortam kültürü: Yetiştirme ortamında kullanılan substratlar ve bu substratların onuldukları yere göre sınıflandırılmaktadır. Topraksız tarım için yetiştirme ortamlarının hazırlanmasında gerekli olan malzemeler şunlardır;
 Taban örtüsü
 Plastik yatak
 Su ve gübre tankı (polietilen, içi sıvanmış tuğla veya beton depo
 Su pompası
 Otomatik sulama için zamanlayıcı
 pH metre ve EC metre (çözeltinin asitliğini ve tuzluluğunu ölçmek için)
Sistemin kurulması ise şöyle yapılır:
Taban eğimi verilmesi: Yetiştiriciliğinin yapılacağı seranın tabanına % 0,5-% 1 eğim verilir. Uzunluğu 60 metre olan bir serada başı ile sonu arasında 60 cm yükseklik farkı olmalıdır. Bu eğim, bitki kök bölgesindeki fazla suyun uzaklaştırılması yani drenaj için gereklidir.
Gübre ve su tankı yapımı: Seranın gübrelenmesi ve sulanmasında kullanılacak olan depo için eğimin düşük olduğu tarafa seranın bir köşesine çukur kazılır. Çukurun boyutları seranın büyüklüğüne ve kullanılacak deponun kapasitesine göre değişir. 1 dekarlık bir serada günlük su ihtiyacını karşılamak için 5-6 tonluk depo gerekir.
Resim
Sulama ve gübreleme tanklarının yerleştirilmesi
Taban örtüsünün serilmesi: Drenaj borularının geçeceği yerler, döşenecek boruların çapı kadar kazılır. Seranın tabanına toprakla olan temasın kesilmesi için taban örtüsü serilir. Taban örtüsü olarak sağlam, dokunmuş plastik malzemelerden yapılmış örtüler tercih
edilmelidir.
Resim
Taban örtüsünün serilmesi
Yatakların yerleştirilmesi: Plastik yataklar çift sıra dikim için 40 cm en ve 15 cm yüksekliğinde yapılır. Bunu sağlayacak plastik malzemenin 70 cm eninde olması gerekir; çünkü tabanı 40 cm olacak şekilde yanlardan 15 cm kıvrılarak dik duruma getirilerek sabitlenir. Yatakların boyu 30 metreyi geçmemelidir. Yataklar arasında 1 metrelik yürüme yolu bırakılmalıdır.
Resim
Yatakların yerleştirilmesi
Yatakların eğim tarafındaki uçları uygun bir şekilde drenaj borularına bağlanır. Drenaj borusu PVC veya polietilen borulardan yapılmalıdır. Yataklardan süzülen fazla suyun drenaj boruları ile toplanıp tekrar sulama ve gübreleme tanklarına geldiği sisteme kapalı sistem, sera dışına akıtıldığı sisteme ise açık sistem adı verilir. Kapalı sistemlerde açık sistemlere göre % 20-30 oranında gübre ve su tüketimi sağlanmaktadır.
Resim
Drenaj borularının yerleştirilmesi
Daha sonra ortam olarak ne kullanılacaksa yataklara doldurulur. Damla sulama boruları yerleştirilir ve bağlantıları yapılır. Damla sulama boruları su ihtiyacına bağlı olarak tek ya da iki sıra halinde döşenir.
Sulama sistemi: Topraksız tarımda topraklı tarımdan farklı olarak gün içinde az miktarda fakat çok kere sulamaya ihtiyaç vardır. Bunun için sulama sisteminin otomatik olmasında fayda vardır. Piyasada otomatik sulamayı sağlayacak basit zamanlayıcılar
satılmaktadır.
Resim
Drenaj ve sulama borularının birleştirilmesi
Resim
Topraksız tarım yapımına hazır sera
Topraklı ve Topraksız Yetiştirme Ortamlarının Karşılaştırılması
Topraklı yapılan yetiştiricilikte en önemli avantaj yetiştirme ortamının azot, fosfor, potasyum ve diğer mikro elementleri içermesidir; ancak sıvı gübreleme yapılan ortamlar için bu özellik avantaj sayılamaz. Artık günümüz için dezavantaj halini almıştır.
Toprak içeren yetiştirme ortamlarının olumsuz yönleri şunlardır:
 Toprağın istenilen miktarda ve özellikte sürekli olarak bulunması zordur.
 Çeşitli hastalık, zararlı ve yabancı otlarla bulaşık olabileceğinden sterilizasyon yapılmadan kullanılmaz. Sterilizasyon maliyet açısından pahalı ve oldukça zahmetli bir iştir.
 Toprak içeren karışımlar daha ağır ve masraflıdır.
Bunun yanında topraksız yetiştirme ortamlarının avantajları ise şunlardır:
 Yetiştirme ortamlarında kullanılan çeşitli materyaller homojen olarak
sağlanabilir. Kullanılacak olan bu materyaller daha çok sterilizasyon olanaklıdır.
 Yetiştirme ortamı olarak kullanılacak pek çok materyal (perlit, vermikülüt vb.)
sterilizasyona gerek göstermez.
 Yetiştirme ortamları genellikle daha hafif ve taşınmaları kolaydır.
 Karışıma katılan materyallerin besin maddesi içeriği düşüktür. Böylece beslenme programlarının daha kolay düzenlenmesine olanak sağlar. Topraksız yetiştirme ortamının en önemli dezavantajı sıvı gübreye fazla bağımlılık göstermesi ve tamponluk kapasitesinin yetersiz oluşudur; bu nedenle yetiştirme ortamının dikkatli ve sürekli kontrol edilmesi gerekir. Kök ortamının pH, tuzluluk ve besin maddesi dengesi çabuk bozulur. Bunların kontrolü bilgi birikimi ve deneyim gerektirir.
Topraksız tarımda ideal bir yetiştirme ortamında bulunması gereken özellikler şunlardır:
 Bitkinin kök sistemi için yeteri kadar havalanma sağlanmalıdır.
 Yeterli su tutma kapasitesine sahip olmalıdır.
 Strüktür özelliğini uzun süre koruyabilmelidir.
 Yabancı ot tohumu, hastalık ve zararlılardan arındırılmış olmalıdır.
 Bitkilere zehir etkisi yapacak herhangi bir madde içermemelidir.
 Bitkilere destek ve kararlılık sağlamalıdır.
 Temini kolay ve maliyeti ucuz olmalıdır.
Bitki Yetiştirme Ortamlarının Hazırlanmasında Dikkate Alınması Gereken Fiziksel ÖzelliklerBitki yetiştirme ortamlarının hazırlanmasında dikkate alınacak en önemli fiziksel parametreler şunlardır:
 Toplam porozite
 Hava kapasitesi
 Kolay yararlanabilir su kapasitesi
 Hacim ağırlığı
Tek materyal kullanarak bu fiziksel özellikleri istenen düzeyde sağlamak bazen mümkün olmayabilir. Bunu sağlamak için iki veya daha fazla materyalin karışımı kullanılır. Uygun bir yetiştirme ortamında her şeyden önce bitki kökleri için yeterli su ve hava sağlanmalıdır; ancak bu iki gereksinimi dengelemek çoğu kez sorun olur. Hem havanın hem de suyun aynı anda yeteri kadar bulunması için yetiştirme ortamı yüksek toplam poroziteye sahip olmalıdır. Ancak toplam porozite su, hava dengesinin istenilen düzeyde sağlanıp sağlanamayacağı hakkında bilgi vermez. Yetiştirme ortamının gözenek büyüklüğü dağılımı önemlidir yani gözeneklerin ne kadarının su tutan ince gözenekler, ne kadarının da havalanmayı sağlayan iri gözenekler olduğu önemlidir.
Toplam porozite bazı mineral topraklarda hacimce % 50’den daha düşük değerlerdeolduğu gibi bazı turba çeşitlerinde % 95 dolaylarında olabilir.
Toplam porozite = 98.39(-,+ 0.26) – 36.55(-,+ 0.36) X hacim ağırlığı eşitliği ile ifadeedilir.
Su ile doygun bir yetiştirme ortamında fazla suyun drene olmasından sonra suyun terk ettiği gözenekler hava ile dolar. Suyun drene olmasından sonra ortamda kalan hava ile dolu gözeneklerin hacmi ortamın toplam hava kapasitesinin altına düşmemelidir; çünkü bitki kökleri, fazla miktarda oksijene gerek duyar. Bunu karşılamak için yetiştirme ortamında hava ile dolu durumda bulunan geniş gözeneklerin toplam hacim içerisindeki oranı en az % 10, tercihen % 20 üzerinde olmalıdır. Yetiştirme ortamının hava kapasitesi en az % 10-20 olmalıdır.
Eğer bir ortamda havalanmayı sağlayan geniş gözeneklerin hacmi toplam yetiştirme ortamının hacmine oranı % 20 den fazla ise havalanma açısından sorun yoktur. Ancak yetiştirme ortamının su tutma kapasitesi de önemlidir. Bitkiye yarayışlı su yer çekimi etkisi ile drene olamayacağı dar gözeneklerde tutulur. Su tutan gözeneklerin belirli genişlik arasında olması istenir yani toprakta tutulan suyun büyük bir bölümünden bitki yararlanır. Yetiştirme ortamındaki hava su oranına bağlı olarak bitki gelişmesi mevsimlere, yetiştirme sistemine ve gelişme dönemine göre değişir. Örneğin drenaj sistemli kumlu yastıklarda yazın daha ince materyaller kullanılır. Serin yörelerde ve kışın ise daha iri materyaller tercih edilir.
Yetiştirme ortamında dikkate alınması gereken diğer bir özellik de hacim ağırlığıdır. Düşük hacim ağırlığındaki materyaller taşıma masrafını azalttığı için özellikle saksı ve konteynırlar tercih edilir. Özellikle hafif plastik saksılarda uzun boylu ve hacimli bitkilerin yetiştirilmesi durumunda devrilmeye dayanıklılık çok önemlidir. Hacim ağırlığı yüksek daha yoğun karışımlar stabiliteyi sağlayan faktörlerdendir; bu nedenle karışımlar hazırlanırken maliyet ve stabilite faktörleri dikkate alınmalıdır.
Bitki yetiştirme ortamlarında sağlanmak istenen fiziksel koşulların sürekliliği de önemlidir. Bunun için karışımlar genellikle bitki gelişme dönemi içerisinde strüktürel stabiliteye sahip materyaller seçilmelidir.
Yetiştirme ortamı olarak tek başına kullanılacak veya diğer materyaller ile karıştırılacak ortamın seçiminde dikkate alınacak faktörler şunlardır:
 Materyalin özellikleri
 Maliyeti
 Sürekli ve homojen olarak sağlanması
 Yetiştirme sistemi
Materyalin özellikleri ortamın çeşitli özellikleri yönünden son derece önemlidir.
Ortamın iyi su tutma özelliği yanında iyi bir drenaja da sahip olması gerekir. Bu özellik materyalin çeşidi yanında tane iriliği ile de ilgilidir. Tanelerin büyüklüğü, şekli ve gözenekli olup olmadığı ortamın su tutma özelliği üzerine etki yapar. Taneler küçük ise o kadar sıkı yığılma geçerlidir. Gözenekli yapıdaki tanecikler sadece tanecikler arasında değil, taneciklerin iç boşluklarında da su tuttukları için su tutma kapasiteleri daha yüksektir. Materyalin bitkiler için zararlı olabilecek toksik madde içerip içermemesi de önemlidir. Örneğin hızar talaşı çoğunlukla yüksek oranda NaCl içerir. Bunun nedeni tomrukların uzun süre tuzlu suda kalmasıdır. Talaşın NaCl içeriği analiz edilip kullanılmalı gerekli olursa suyla iyice yıkanmalıdır.
Yetiştirme sistemi de kullanılacak materyalin seçimini etkiler. Örneğin alttan sulanan çakıl kültürü çok kaba materyal gerektirir. Buna karşılık damla sulama sistemlerinde daha ince materyaller kullanılır. Materyal seçiminde en etkili faktör maliyettir. Kök ortamında ya da diğer amaçlıolarak seçilen materyallerin ekonomik olanları tercih edilmelidir.
Yetiştirme Ortamlarının Fiziksel Karakterizasyonunda Belirlenen Özellikler
Bitki yetiştirme ortamının iki fiziksel işlevi vardır.
Bunlar bitkiye durak görevi yapmak ve köklerin ihtiyacı olan su ve havayı bulundurmaktır. Günümüzde organik ve inorganik olmak üzere farklı yetiştirme ortamları kullanılmaktadır. Bu yetiştirme ortamları ve fiziksel özellikleri farklı olabilir.
Yetiştirme ortamlarının kullanım sürelerine bağlı olarak kalite özelliklerinin azaldığı da görülmektedir. Bunun için yetiştirme ortamının fiziksel özelliklerinin belirlenmesi uygulama açısından büyük önem taşır.
Yetiştirme ortamının fiziksel karakterizasyonu iki konuda önemlidir:
 Yetiştirme ortamı olarak kullanılmak üzere temin edilen materyallerin ygunluklarının belirlenmesi,
 Günümüz standartlarına uygun bitkisel üretimde yetiştiricilik süresince de buözelliklerin kontrol edilerek gereken düzenlemelerin yapılmasıdır.
Bitki Gelişimini Dolaylı Etkileyen Fiziksel Özellikler
Bitki gelişimini dolaylı etkileyen fiziksel özellikleri şöyle açıklayabiliriz:
Tanelerin iriliklerine göre dağılımı: Yetiştirme ortamındaki tanelerin irilikleri,boşlukların büyükleri ve miktarları hacim ağırlığı ile hava kapasitesi üzerine etkilidir.
Yapılan araştırmalara göre 0,5 mm’ den daha küçük tanelerden oluşan ortamlarda hava oranının azaldığı ancak çok çeşitli ortamlar için 0,5-6 mm arasındaki tane iriliğinin etkili boyut olduğu belirlenmiştir.
Hacim ağırlığı: Yetiştirme ortamının kuru ağırlığının hacmine oranıdır. Saksıda yetişen bitkilerin sağlam duruşu için önemli bir özelliktir.
Turba ve hafif karışımların hacim ağırlığı düşüktür. Düşük hacme sahip karışımların olumsuz bir yönleri bulunmaz. Düşük hacim ağırlığı ve karışımların hazırlaması ve bitkilerin taşınması sırasında avantaj sağlar. İyi bir saksı kompostonun boşluklar hacminin yüksek, hacim ağırlığının düşük olması aranılan bir özelliktir.
Tane yoğunluğu: Boşlukları çıktıktan sonra yetiştirme ortamının kütlesinin hacmine oranıdır. Tane yoğunluğu toplam boşluklar hacminin hesaplanmasında kullanılır.
Toplam boşluklar hacmi: Yetiştirme ortamının en önemli özelliklerinden biridir. Boşluk hacminde mevcut su ve havanın oranı ve miktarı toplam boşluklar hacmi ile ilgilidir.
%Toplam boşluklar hacmi= 100 (1- Hacim ağırlığı )
_____________
Tane yoğunluğu
formülü ile bulunur.
Toplam boşluklar hacmi mineral madde ağırlıklı inorganik karışımlarda %50, bazı turba çeşitlerinde ise % 90 civarındadır. Bir yetiştirme ortamının toplam boşluklar hacmi ne kadar fazla ise o kadar yüksek havalanma ve su tutma potansiyeline sahiptir.
Hacimsel büzüşme: Yetiştirme ortamı 105 0C kurutulduktan sonra başlangıçtaki hacminde meydana gelen % azalmadır.
% Hacimsel büzüşme = 100 h – h1
_____
h
h = Yetiştirme ortamının örnekleme anındaki hacmi
h1 = Ortamın etüvde kurutulduktan sonraki hacmi
Hacimsel büzüşmenin yüksek değerlerinin organik yetişme ortamlarının zayıf
strüktürlü olduğunu gösterir. Büzüşme oranının kurutmadan sonra % 30’dan fazla olmaması
gerekir.
Organik madde: Turba başta olmak üzere yetiştirme ortamları için öncelikli bir özelliktir. Yüksek kaliteli bir turbanın kuru maddesindeki organik madde
içeriğinin en az % 95 olması gerekir.
Taze örneklerdeki su içeriği: Taze örneklerde su içeriği % 80’den fazla olmamalıdır.
Konteynır kapasitesi: Konteynır içersindeki yetiştirme ortamının doygun hale getirilip belirli bir süre sonunda fazla suların süzülerek uzaklaşmasından sonra ortamda kalan su miktarıdır.
Katyon değişim kapasitesi (KDK): Yetiştirme ortamının belirli bir biriminin
tutabildiği değişebilir katyonların mili eş değer gram sayısıdır. Birimi me/100 gr veya me/100 ml olarak ifade edilir.
pH (Suyun tutulma kapasitesi): Suyun tutabilme kuvvetinin ifade şekillerindendir. Su sütunu yüksekliğinin cm olarak değeridir. Su sütununun ağırlığı tabanına yaptığı basınca eşittir. Su sütünü yüksekliği ne kadar yüksek olursa tabanın yaptığı basınçta o kadar yüksek olur.
Bitki Gelişimini Doğrudan Etkileyen Fiziksel Özellikler
Hava ile dolu boşluklar hacmi: Tane iriliği ile yakından ilgili bir özelliktir.
Tane iriliği arttıkça hava ile dolu boşluklar hacmi de artar. Yapılan araştırmalar
sonucu hava ile dolu boşluklar hacminin % 10-20 arasında olması gerektiği
kanısına varılmıştır.
Kolay yarayışlı su kapasitesi: Bazı araştırmacılara göre yetiştirme ortamındaki olay yarayışlı su içeriği optimum % 20’nin üzerinde olması gerekir. Bazı araştırmacılara göre ise bu miktarın % 75-90 olması gerekir.
Su tamponlama kapasitesi: Su tamponlama kapasitesi ani sıcaklık artışlarında bitkiden meydana gelen transpirasyon süresince bitki tarafından gerek duyulan rezerv suyun miktarıdır. Bu suyun miktarı 4-5 mm kadardır.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:10

Ev Bitkileri ve Hoyaların topraksız yöntemlerle yetiştirilmesi :

Hoyalar da diğer çiçekli bitkiler gibi büyüyüp gelişmek ve üreyebilmek için ortak temel gereksinimlere sahiptir.
Bu gereksinimler;
Su
Mineraller
Karbondioksit (Yaprak bölgesinde)
Oksijen (Kök ve yaprak bölgesinde)
Işık (Türe ve gelişim aşamasına göre süre/yoğunluğu değişen, fotosenteze uygun dalga boyunda)
Sıcaklık (Türe ve gelişim aşamasına göre değişen belirli sınırlar arasında )

Bu gereksinimler yeterince karşılandığında diğer çiçekli bitkiler gibi Hoyaları da bulundukları ortamdan bahsetmeksizin sağlıklı bir şekilde yaşatmak mümkündür.Çoğu Hoya türü tropikal yağmur ormanlarında ağaçların üzerinde epifitik olarak yaşadığından doğal yaşam tarzları topraksız yetiştirme yöntemleri ile uygunluk göstermektedir.Diğer çoğu terrestrial çiçekli bitki gibi terrestrial ve litofit Hoya türleri de (toprağın sağladığı gereksinimler topraksız yetiştirme yöntemi tarafından da sağlandığında) sağlıklı bir şekilde yaşayıp büyüyebilir.
Topraksız yetiştirme yöntemleri Topraksız Kültür (Soilless Culture) olarak da adlandırılabilir.

Topraksız Kültür yöntemleri;
Çözelti Kültürü (Solution culture)
Bu yöntemde bitki kökleri sadece gerekli mineralleri içeren besin eriyiği ile temas etmektedir.Bu yöntem 3 farklı teknikle uygulanmaktadır.
1 Durgun su kültürü (Static solution culture) Bu teknikte bitki kökleri devamlı olarak gerekli mineralleri içeren besin eriyiği içindedir.Köklerin oksijen gereksinimi çoğunlukla hava pompaları ile sağlanmaktadır.
2 Akan su kültürü (Continuous flow solution culture) Bu teknikte bitki kökleri sürekli akan gerekli mineralleri içeren besin eriyiği içindedir.Köklerin aerasyonu hava pompaları ve köklerin hava ile doğrudan teması ile sağlanmaktadır.
3 Aeroponik (Aeroponics) Bitki kökleri sürekli veya belirli aralar ile gerekli mineralleri içeren besin eriyiği zerrecikleri ile temas ettirilir.Kökler havada olduğundan aerasyon problemi yaşanmaz.

Katı Ortam Kültürü (Medium culture)
Bu yöntemde bitki kökleri toprağın yerini tutan ve kökler ile etkileşime geçmeyen katı bir materyal içinde olup sürekli veya belirli aralar ile gerekli mineralleri içeren besin eriyiği ortama verilmektedir.Kullanılan materyalin tanecikli yapısı nedeniyle köklerin aerasyonu genellikle problem oluşturmamaktadır.

Hoyalar da dahil tüm ev bitkilerini bahsedilen yetiştirme yöntemleri ile sağlıklı bir şekilde büyütmek mümkündür.Günümüzde topraksız yetiştirme yöntemleri öncelikle tarımsal üretimde ve mevsimlik bitkilerde kullanılmaktadir.Bu uygulamada tüm parametrelerin takip edildiği yüksek teknoloji kullanan sistemler oluşturulmaktadır.Hobi amaçlı ev bitkisi yetiştirenler ise topraksız yetiştirme yöntemlerini teknolojik alt yapı, malzeme ve fazla bakım gerektirmeyen basit yöntemlere dönüştürmüşlerdir.

Katı ortam kültürü uygulamaları ve Hoyaların yetiştirilmesine adaptasyonu
Katı ortam kültürü uygulamalarında bitkinin kökleri katı ortam içinde yer almakta olup su ve gerekli mineraller ortama sürekli veya aralıklı olarak verilmektedir.Hoyaların katı ortam içinde köklenmesi su ve mineral gereksinimlerinin karşılanması ve köklerin yeterince havalanmasını sağlayacak basit bir sistem kurmak için geliştirilen yöntemler;

İç içe saksı yöntemi (pot in pot method) Bu yöntem çift saksı yöntemi (double pot method) ve hydroculture olarak da adlandırılabilir.

Semihydroponic Bu yöntem yarı su kültürü olarak da adlandırılmaktadır.

Tek saksı yöntemi (single pot method)

Katı ortam kültüründe kullanılan materyaller
Katı ortam kültüründe inert, inorganik,kimyasal ve fiziksel etmenlerle bozulmayan,su tutma kapasitesi yüksek,su ve minerallerin köklere ulaşmasını sağlayacak şekilde kapillarite gösteren,köklerin arasında gelişebilmesini sağlayacak şekilde partiküllü yapıda materyaller seçilmelidir.Yaygın olarak kullanılan fırınlanmış kil toplarıdır. (LECA) Kişisel tercihim başarılı sonuçlar elde ettiğim diatomittir.Bunlar dışında vermikülit, klinoptilolit, asidik ve bazik pomza gibi bir çok alternatif materyal de denenmeyi beklemektedir.

İç içe saksı yönteminin uygulama tekniği
Bu yöntemde iç ve dış kap, katı ortam materyali ve besin eriyiği sistemi oluşturan bileşenlerdir.Besin eriyiği sistemin tek değişken bileşenidir ve takip edilmelidir.Hoyaların yavaş metabolizmalı ve değişimlere toleranslı bitkiler olmaları nedeniyle besin eriyiğinin uygun dozda hazırlanması ve seviyesinin takip edilmesi yeterli olmaktadır.Besin eriyiğinin hazırlanmasında tarımsal üretim için hazırlanmış karışımlar kullanılabileceği gibi saksıda yetiştirilen ev bitkilerinin mineral gereksinimlerini karşılamak için hazırlanmış sıvı besinlerin kullanılması da yeterli olmaktadır.Üretici tarafından önerilen tam dozdan dozun 1/4 'üne kadar değişen oranlarda sulandırılarak besin eriyiği hazırlanması uygun olmaktadır.

Besin eriyiği uygulama tekniğinin temel prensipleri;

Sulama alttan yapılmalıdır.
Besin eriyiğinin seviyesi kap büyüklüğü ile doğrudan orantılı olmamalı,belirli sınırlar içinde orantılandırılmalıdır. Yani 1-3 cm arasında en küçük kap ile en büyük kap arasında kap büyüklüğü ile orantılı olarak bir seviye seçilmelidir.
Besin eriyiği seviyesi her sulamada mümkün olduğunca aynı kalmalıdır.Yani ilgili kap için 2 cm yüksekliğe karar verildiyse bir problem yaşanmadıysa mevsim,bitki gelişim aşamaları vb. değişimler ile seviye değiştirilmemelidir.
Besin eriyiği eksildiğinde (Eğer eksilmiyorsa kesinlikle önemli bir problem vardır ve bu problem mutlaka saptanmalıdır.) kesinlikle üzerinden eski seviyeye kadar tamamlanmamalıdır.
Besin eriyiğinin eksilme hızı her bitki türünde, her bitkinin değişik gelişim aşamalarında ya da mevsimlere göre farklılık gösterir.Bu gözlemlenmeli ve eriyik tamamen emilinceye, dış kabın tabanı çok az nemli veya kuru kalıncaya kadar beklenmelidir.Eğer en geç 10 gün sonra dış kabın içinde hala eriyik varsa bu sıvı dökülmelidir.Bu durum ya uygulanan teknikte ya da bitkide bir problem olduğunun göstergesidir.Besin eriyiği tercihen 3-5 günde dış kabın içinden emilmelidir.

Besin eriyiği uygulamasında yapılan hatalar
İç saksıyı çıkarmadan besin eriyiğini üstten dökmek; Bu yanlış uygulama belirli düzeyde tecrübe edinmiş olanlar için bile risk taşımaktadır.İçeride ne kadar sıvı olduğunu bilemeyeceğimiz için 2 kez üst üste fazla sıvı verilmesi büyük olasılıkla köklerin oksijen eksikliğinden çürümesi ve bitki kaybı ile sonuçlanır.Bu yöntemdei dış kabın içinde besin eriyiğinin hangi seviyede olduğunun düzenli olarak gözlenmesi zorunludur
Besin eriyiğinin eksilen kısmının tamamlanması;Bu yanlış uygulama bilgi eksikliği yoksa sadece bitki ile daha az ilgilenmek için yapılmaktadır.Eğer daha önce belirlenmiş olan seviye geçilmiyorsa ve alışkanlık haline gelmedikçe ciddi problem yaratmaz.
Besin eriyiğinin yanlış oranlarda hazırlanması;Bu yanlış uygulama sıklıkla yapılmaktadır.. Bu hatadan dolayı ciddi bir problem yaşanmaz.

Semihydroponic (yarı su kültürü)
Bu yöntem Ray Barklow isimli ABD vatandaşı bir orkide yetiştiricisi tarafından geliştirilmiş ve patentlenmiştir.Bu yetiştirici sistem ve gerekli malzemelerin ticaretini yapmaktadır.Bu yöntemde yarı şeffaf/şeffaf boyu eninden fazla olan bir kabın alt yan kenarında 2,5 cm yüksekliğe fazla besin eriyiğinin dışarı akması için drenaj deliği bulunmaktadır.Besin eriyiği drenaj deliğinden taşacak şekilde dökülmeli ve kabın alt bölümünde sürekli 2,5 cm yükseklikte besin eriyiği bulunmalıdır.

Tek kap yöntemi (single pot method)
Bu yöntemde şeffaf/yarı şeffaf boyu eninden fazla bir kap içinde katı ortam materyali bulunmaktadır.Görsel kontrol ile kabın alt bölümünde kap büyüklüğüne göre 1-3 cm arasında değişen yükseklikte besin eriyiği bulunması sağlanmalıdır.Bu yöntemin bir önceki yöntemden farkı yan drenaj deliğinin olmaması ve besin eriyiğinin taşacak kadar değil gerekli seviyeyi koruyacak kadar eklenmesidir.


Durgun su kültürü uygulamaları ve Hoyaların yetiştirilmesine adaptasyonu
Bu uygulamalarda kökler sürekli olarak besin eriyiği içinde bulunmaktadır.Bu uygulamalarda yaşanan en büyük problem köklerin oksijenasyonunun yeterli olmaması nedeniyle kök çürümesi ve bitkinin kaybıdır.Ticari uygulamalarda hava pompaları veya hava ile teması arttıracak sürekli akış yolu ile oksijenasyon sağlanmaktadır.Hobi amaçlı Hoya yetiştiriciliğinde ise teknik ekipman yerine daha doğal bir oksijenasyon tekniği uygulanmaktadır.

Water Culture (Su kültürü)
Durgun su kültürünün Hoyalar ve diğer ev bitkilerinin yetiştirilmesine adaptasyon yöntemi olan su kültüründe bitkinin kökleri şeffaf/yarı şeffaf bir kap içinde sürekli olarak besin eriyiği içinde bulunmaktadır.Kısa süre içinde ortamda kritik seviyenin altına düşen oksijen düzeyi, fotosentez yapan yeşil alglerin su içinde belirli bir dengede bulunmasının sağlanması ile yeterli seviyede tutulmaktadır.Bu yöntemde kök gelişimi/ alg gelişimi dengesinin gerçekleştirilmesi oldukça zor olup sürekli gözlem ve tecrübe gerekmektedir.Genellikle 2-3 ay içinde denge sağlandıktan sonra sistemin gözlem ve bakım ihtiyacı azalmaktadır.Bu aşamadan sonra sistem daha çok dengesini koruma eğilimindedir.Bitki su ve mineraller gibi gereksinimlerini doğrudan ve yeterince sağlayabilmesine rağmen köklerin gereksinim duydukları oksijeni (alglerin oksijen üretimi kapasitesinin sınırlılığından dolayı) yeterince sağlayamamaları nedeniyle beklenilenden daha yavaş bir gelişim elde edilmektedir.Su kültürü deneysel ve estetik olarak tercih edilebilecek bir uygulamadır.

Alıntı:
http://hydrohoyas.freeforums.org/hoyala ... si-t8.html
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:12

Subirigasyon yönteminde diatomit kullanımı ;

Subirrigation (alttan sulama) bitkilerin kök bölgesinden ve kapillarite ile sulanması olarak tanımlanabilecek bir yetiştirme yöntemi.Günümüzde daha çok ABD'de ve yaz aylarında bahçe/balkonda çiçekli bitkiler, mevsimlik sebze ve yeşilliklerin yetiştirilmesinde tercih ediliyor.Bu amaçla dizayn edilen kaplarda saksı harcı olarak torf ve tercihen organik gübre kullanılıyor.Bir çeşit basit Hydroponic yöntem olduğundan hızlı gelişim ve küçük bir kaptan yüksek verim sağlamak mümkün oluyor.
Yıllardır kendi yaptığım subirigasyon kaplarında yaz aylarında yeşillik ve biber gibi bitkileri yetiştiririm.Halen kullandığım yöntemlerin aşikar başarısı nedeniyle de diatomit kullanarak yöntemi modifiye etme düşüncemi gündeme getirdi. Öncelikle 2010 yaz aylarında fesleğen ve süs biberi yetiştirdiğim 2 subirigasyon kabının görselini paylaşıyorum.

ALINTI :hydrosuccess
1.jpg
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:23

Afrika menekşesinin çift kap yöntemiyle diatomitte köklendirilmesi
Afrika menekşesi çeliği ile diatomit kullanılan bir subirigasyon çalışması başlattım.Diğer üyelerden farklı olarak kapilarite ile suyun diatomite ulaşmasını sağlayan fitil olarak akvaryum elyafı kullandım.Geniş bir bant şeklinde hazırladığım elyafları saksının her üç deliğini de tıkayacak şekilde saksı içinden alttaki depo bölümüne uzattım.

Kullanılan malzemeler toplu halde.
si1.jpg

Su veya besin eriyiğinin köklere taşınmasını sağlayan fitillerin saksı içindeki görünümü.
si2.jpg

Kuru diatomit saksıya koyulup çelik dikildikten sonra genel görünüm.
si4.jpg

Diatomitin akar suda yıkanması.
si5.jpg

Depoya iç saksının alt kenarından daha düşük seviyeye kadar su koyulduktan sonra sistemin son durumu.
si6.jpg
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:28

17 gün sonra açarak kontrol ettim.Yaprak çeliği sağlıklı görünüyor.Henüz yeni yapraklar olmamakla birlikte çeliğin diatomitte sabitlenmesi köklendiğini düşündürüyor.Sistemi 1-2 hafta sonra kontrol etmeyi planlayarak tekrar kapattım.
afr.jpg


Çalışmanın başlamasından yaklaşık 11 hafta sonra Afrika menekşesi yaprak çeliği filizlenip ilk yapraklarını verdi! Çalışmanın başarılı yönü bu süreçte sera ortamının sadece 3-4 kez gözlem için açılmasına alttaki suyun değiştirilmemesine rağmen yaprak ve ortamda alg-fungus gelişmemesi, çürüme olmaması yani minimum ilgi ve bakımla sonuca ulaşılabilmesi.Yöntemi 'sistemi kur ve terket' şeklinde özetlemek mümkün.İlk yaprakların çıkışı filizlenmenin gecikmesi olumsuzluk olarak değerlendirilebilir.Bu durum kapillariteyi sağlayan elyafın yetersiz kalması ve sistemin nispeten az ışık alan bir yerde tutulmasından kaynaklanabilir.Son 10 günde sistemi daha aydınlık bir yere taşımamın süreci hızlandırdığını düşünüyorum.Bu aşamada bitkiyi mini sera ortamında tutarken sıvı besine başladım.
afm.jpg


Yapraklar büyüyor ve bitkiyi artık ev ortamına adapte etme zamanı geldi.Yapraklardaki açık renk mineral eksikliğine bağlı olabilir.Besin eriyiğine başladığım için zamanla düzeleceğini düşünüyorum.
menek_e.jpg
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:31

Topraksız yetiştirme yöntemleri hakkında soru ve cevaplar :

1-Sulama periyodu (yaz/kış) nedir-su azalınca takviye şeklinde mi?
Sulama rejimi bu yöntemlerin dinamik bileşeni ve düzenli olarak takip edilmesi gerekiyor.Genel prensip bitkilerin ortak özelliklerinin onları birbirinden ayıran özelliklerden daha fazla olduğu yönünde.Bunun pratik uygulaması ise mümkün olduğunca az değişiklik yapılması ve değişimlerin bitkinin doğasını takip ederek bitkinin gereksinimlerini ön plana alarak yapılması.Sulama rejimi mevsimsel değişim göstermiyor.Belirlenen seviyeye kadar koyulan besin eriyiği kaybolana kadar (emilme ve buharlaşmaya bağlı) beklenip tekrar aynı seviyeye kadar yenileniyor.Bu süreç yazın 1 günde tamamlanabileceği gibi kışın 1 haftayı da bulabiliyor.Takviye veya bitmeden/çok azalmadan tamamlama daha önce bir çok mesajda da belirttiğim gibi olumsuzluklar yaratan kök çürümesine neden olan riskli bir uygulama.

2-Suyu hangi seviyede tutmak gerekli?
Besin eriyiğinin seviyesi Sukulentler için en küçük (5-7 cm çapında) kaplar için 1 cm'ye yakın, en büyük (büyük Stapelialarda 15-20 cm çapında) kaplarda 2 cm civarında olabilir.Bu konuda sanırım dünyada tek uygulayıcı olduğum için verdiğim değerler şu an için geçerli olan tek standart.Başarı sağlayan değerler olduğunu söylemeliyim.

3-Diatomit ne kadar zamanda bir yenilenir?
Alternatif olarak iri taneli çakıl taşı aynı işlevi görür mü?
Diatomitin ömrü milyonlarca yıldır!Çok ilginç bir maden olan diatomitin tarihi önemi bileşenleri ve fiziksel özellikleri için internet araştırması çok yararlı olacaktır.Kullandığım yöntemlerde katı ortam materyali inorganik olmalı ve bozulmamalı kimyasallerden etkilenmemeli asla değiştirilmemelidir.Diatomit bu parametreleri karşılıyor.Bu yetiştirme yöntemlerinde herhangi bir inorganik madde kullanılabilir.Örneğin binlerce yıl önce Mısırlılar kumu bu amaçla kullanmışlar.İri çakıl da bir şekilde işe yarayabilir ancak katı ortam materyali kök çevresinde nem ve havayı sürekli koruyabilmelidir.Bu ihtiyaç işe yarar materyal sayısını sınırlamaktadır.Birçok organik madde (cocopeat, torflar vb.) de bu ihtiyaçları karşılamaktadır ancak yüksek ve sürekli nem zaman içinde çürümeye/bozulmaya neden olur.Ticari uygulamalarda (domates, biber vb.) yetiştirme süresi kısa olduğundan organik materyal çürümeden ürün alınır ve sistem yenilenir.Benim 6 yıldır bahsettiğim koşullarda yetiştirdiğim bir bitkinin organik bir materyal içinde bulunması imkansızdır.Sürekli yüksek nem ve minerallerin olduğu bu ortamda torf veya cocopeat ilk yılda çürür ve bitki kaybedilirdi.Diatomit yerine veya karışım olarak başka inorganik madde kullanımı araştırmaya açık bir konu ancak diatomitten daha iyi olmak zorunda!

4- Seyahat ve başka sebeplerle uzun zaman ortamdan uzaklaştığınızda susuz ve besinsiz kalan bitkilere ne oluyor?
Bu soru en sık olarak kullandığım ve benim için rutin olan çift kap yönteminin en zayıf yönü ile ilgili.Yöntemin dinamik unsuru olan sulama rejimi belirli bir takip ve besin eriyiğinin azalma tamamen bitme durumunda yenilenmesini gerektiriyor.Sulama aralarını uzatmak için besin eriyiği seviyesini arttırma kök çürümesi ile sonuçlanıyor.Sürekli aynı seviyeyi sağlayan akıllı valfler de aynı şekilde çürüme ile sonuçlanacaktır.Geçen yaz çok su gereksinimi olan Hoyalar 1 hafta problem yaşamadı Stapeliad ve kaktüslerde olumlu gelişim, çiçeklenme bile oldu.Sukulentler yeşil yapraklı bitkilerden farklı olarak kök çevresinde su olmamasına doğaları itibari ile uyumludur.Bu durumda bir çeşit uyku, dormancy'e girerler.Denemedim ama sukulentlerin kapalı ve doğal olarak havalandırılmadığı için yüksek nemli ortamda rahatlıkla 1 aydan uzun süre kalabileceğini düşünüyorum.Ancak açıkta ve güneş ışığı altında süre çok daha kısa olacaktır.Bu aşamada sulamaya başlandığında bitki kaldığı yerden devam eder ve dormancy'den çıkar.Adaptasyon süresi sözkonusu değildir.Absorbsyonu sağlayan kökler çok kısa içinde gelişim gösteriyor.Üzerinde çalıştığım tek kap yöntemi sürenin uzamasını sağlayabilir.Çalışmalarım forumda görülebilir ancak Stapeliadlarda henüz yayınladığım çalışma yok.

5-Şebeke suyundaki kloru nötrlüyor musunuz ve nasıl?
Son 10 yılda binlerce sulama yaptım.Sulama suyunu doğrudan çeşmeden alıp sıvı besinle karıştırıp bekletmeden doğrudan çoğunlukla gördüğüm çıplak köklerin üzerine döktüm.Ya İstanbul şebeke suyunda klor yok ya da şebeke suyundaki klorun bitkiye zarar verdiği bilgisi bir efsane ! Ben yetiştirdiğim bitkilerin durumu ile bir sonuca ulaştım ama hangi açıklamanın geçerli olduğunu hala bilmiyorum ve açıkçası pek de önemsemiyorum.

6-Besin eriğiyi olarak ne kullanıyorsunuz, tavsiye edebileceğiniz bir marka var mı?
Besin eriyiği olarak piyasada ev bitkileri için sıvı besin adı ile satılan NPK ve iz mineralleri içeren ürünlerin çeşme suyu ile uygun oranda karışımını kullanıyorum.Piyasada yaklaşık 10 kadar benzer oranlarda mineral içeren ürün var.Bunlardan yerli ve yabancı markalardan 5-6'sını kullandım.Belirli bir markayı özellikle sürekli olarak kullanmamayı tercih ediyorum.Bu tercihimin arkasında bir markanın olası mineral içerik eksikliğini zaman içinde diğer marka ile kapatmak ve bitkiyi değişken mineral oranları ile aktif kılma/uyarma çabası var.

7- Besin eriğiyini ne ölçüde kullanıyorsunuz, NPK oranı ne olmalı ve besin mevsimini bekliyor musunuz? (sukulent ve kaktüsleri baz alan bir soru)

Öncelikle kullandığım yöntemin üniversal olduğunu yani hemen tüm bitkiler için aynı prensiplerin uygulanmasına dayandığını belirtmek istiyorum.Bu durumun sonucu olarak uygulamalarım genelde büyük değişiklikler göstermiyor ve pratiklik sağlıyor.Bitkilerin su ve mineral besin gereksinimlerini nerdeyse tamamen gözardı ederek sürekli ve aynı sulama tekniğini uyguluyorum.Bu uygulama, yöntemin arkasındaki teorik yaklaşımı doğrulayacak şekilde başarılı oluyor.Besin eriyiğinin hazırlanmasında kantitatif değerlendirmeyi N (Azot) un besin eriyiğindeki oranına göre yapıyorum.Piyasada bulunan sıvı besinlerin N oranı % 4-6 olduğundan önerilen tam doz ile hazırlanan besin eriyiği sukulentler için uygundur.Sukulentler için toprak kültüründe N'dan fakir karışımlardır.Topraksız yöntemle sukulent yetiştiren olmadığı için kişisel uygulamam da paralel şekilde N'dan fakir sıvı besin tercihi yönünde oldu.Bu tercih sonuçları itibarı ile uygun kabul edilebilir.Kantitatif dozlama konusunda bu sene daha fazla çalışmayı ve bu konu ile ilgili ayrı bir başlık oluştumayı planlıyorum.Tekrar vurgulamak isterim ki başta Stapeliad olmak üzere sukulentler için besin mevsimi olmamalı ve bitkiye mümkünse tüm yıl boyunca tam doz mineral besin sağlanmalıdır.

8- Dormant dönemine giren kaktüslerde bu uygulamayı denediniz mi, dormant dönemi yaşayan bazı sukulent türlerinde deneyimlediniz mi?
Bu konu üzerine uzun süredir düşünmekteydim ve ilk kez bu kış denemeye başladım.Bu güne kadar istisnasız tüm sukulentlere (kaktüsler de dahil) mümkün olduğunca dormancy'e giremeyecekleri koşullar sağlıyordum. Sonuçlar alışılmış olarak dormant kabul edilen sukulentlerin zayıflamadan hayatiyetlerini sürdürebildiklerini ve mevsiminde de çiçek açabildiklerini gösterdi.Stapeliad için bu uygulamaya devam edeceğim.Ancak bu kış deneysel olarak bazı kaktüs türlerini besin eriyiklerini çok azaltıp arada da köklerin tamamen kurumasını sağlayarak dondan korunaklı bir dış mekanda tutuyorum.Baharda ise standart yöntemim ile bitkiyi uyandırmayı planlıyorum.Sonuçları ben de merak ediyorum.Açıkçası benim için kışlama gerekli ve zorunlu değil sadece kaktüs türleri için ve deneysel bir uygulama.


Alıntı:hydrosuccess
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:41

Bu kadar bilgilerin ışığında bende diatomit içersinde çift kab yöntemi ile bitki köklendirme denemelerine giriştim ve çok güzel neticeler aldım.Bilhassa toprakta bozulmaya yüz tutmuş bitkilerimi diatomit e transfer
ederek yeniden canlandırdım.
Arkadaşlar bundan 1 ay evvel yaprakları dökülen peperomia çiçeğinin yapraklarını
diatomite diktim.Buyrun şimdiki halleri :
3j3sr.jpg
3j3u2.jpg
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:43

Daha sonra evde bozulmaya yüz tutan bitkilerim ile dışarıdan dökülen dal yaprak vs
çelikleri diatomite diktim.Şimdilik bozulma göremedim.
3j4d0 (1).jpg
3j4bs.jpg
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 17:50

Diatomit ortamında çift kab yöntemiyle yaprak çeliğinden köklendirdiklerim.
1334208347_100_2148.JPG
1334208177_100_2151.JPG
1334208068_100_2153.JPG
1334208016_100_2154.JPG
1334207959_100_2156.JPG
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Re: Topraksız Bitki Yetistirme Ortamları

Mesajgönderen serilaaa » Prş Eyl 13, 2012 18:01

Diatomit ortamında tohum çimlendirmek topraktan hem daha çabuk çimleniyor,hemde şaşırtmak daha kolay
oluyor.Asıl yaprakları çıktıktan sonra daha büyük saksıya alabilirsiniz ince kök yaptığından örümcek ağı gibi oluyor.Topraktan çıkartmaktan daha kolay.
Diatomitte tohum denemeleri :
Alisyum hızla büyüyor
3xyjg.jpg


Horoz ibiğide gösterdi kendini çok mutluyum
3xyl3.jpg

Sabah sefası
1334206853_100_2161.JPG

1334207302_100_2159.JPG
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
serilaaa
 
Mesajlar: 33
Kayıt: Pzr Tem 08, 2012 08:41

Sonraki

Dön Topraksız Tarım

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir