Yem Bitkileri Yetiştiriciliği

Yem Bitkileri Yetiştiriciliği

Mesajgönderen Bennur » Prş Şub 10, 2011 18:38

YEM BİTKİSİ TARIMININ MEMLEKETİMİZ İÇİN ÖNEMİ
Yem bitkisi, hayvan yemi olarak yetiştirilen, ancak bunun yanında toprak ve suyu muhafaza etme, ekim nöbeti içerisinde kendinden sonra gelen ürünlerin verimini artırma özellikleri taşıyan, doğrudan doğruya veya sonradan yedirilmek üzere hasat edilerek kurutulan veya silajı yapılan bitkilerdir.
Kaba yem olarak tanımlanan yem bitkileri en ucuz besin kaynağıdır. Hayvanların mide mikroflorası için lüzumlu besin maddelerini içermektedir. Mineral ve vitamin kaynağı olmaları nedeniyle hayvanların verim ve üreme performanslarını etkilerler.
Yem bitkileri, hayvan ve insanların besin olarak faydalanamadığı karbondioksit, tuz ve diğer mineral maddeler gibi inorganik maddelerin hayvansal organik maddelere çevirme eko-sistemi içerisinde yer alırlar. İşte bu madde sirkülasyonunda bu kaynakları kullanarak hammaddeden mamul madde üretebilecek yegane varlık bitkidir. Bu nedenle tabiatta oluşan bu madde sirkülasyonunda bitkiye mutlak surette ihtiyaç vardır. Dolayısıyla her yeşil bitki, gıda üreten bir fabrikadır. Karmaşık bir sistem olan bu gıda üretimine fotosentez denir. Fotosentez olayının gerçekleşmesi denkleminin en önemli üyesi bitkidir. Başka bir varlık bunun yerini alamaz.
Yem bitkileri kültürünün ekonomik değeri, özellikle hayvansal üretim maddelerinde görülmektedir. Yüksek besleme değerine sahip yemlerle beslenen hayvanlardan elde olunan ürünler kalite bakımından yüksek, insan hayatı ve memleket ekonomisi için çok büyük değerler taşır.
Yem bitkilerinin yem olma niteliğinin yanında daha bir çok faydalı yönleri vardır. Tarımsal üretimin esas kaynağı olan toprağın yerinde tutulmasında yani toprak ve su erozyonlarının önlenmesinde en etken silahtır. Özellikle baklagiller ailesinden olan yonca, korunga ve fiğ gibi yem bitkileri, köklerinde oluşturdukları boncuk şeklindeki yumrucuklar içerisinde barındırdıkları bakteriler vasıtasıyla, havanın serbest azotunu toprağa aktararak hiçbir zararlı yan etkisi bulunmayan tabii bir gübreleme yaparlar. Aynı zamanda toprağın derin tabakalarında çözünmez halde bulunan bazı besin elementlerini (fosfor gibi) çözündürerek toprağın üst tabakalarına taşıyarak kendinden sonra gelecek ürün için hazır hale getirirler. Başka yabancı otların gelişmesine müsaade etmezler. Böylece girmiş oldukları ekim nöbeti sistemi (münavebe) içerisinde toprak verimliliğini artırarak kendinden sonra gelen ürünün hem veriminin fazla miktarda artmasına hem de kaliteli ve lezzetli ürünlerin üretilmesine imkan sağlarlar.
Buğdaygil ve baklagil yem bitkileri ekildikleri toprakları yalnız verimli hale getirmekle kalmazlar. Aynı zamanda bol miktarda bırakmış oldukları kök ve toprak üstü artıkları ile toprağın organik madde miktarını artırarak yapısını düzeltirler. Toprağın organik madde yönünden zenginleşmesi ise, özellikle yağışı az olan yerlerde çok önemli husus olan toprağın su tutma ve besin maddeleri kapasitesini artırır.
Yem bitkilerinin önemini kavrayan gelişmiş batı ülkelerinde yem bitkileri alanının tarım arazisi içerisindeki payı % 25-60’dır. Halbuki memleketimiz topraklarının çoğu engebeli ve meyilli olması nedeniyle işlemeli tarıma uygun olmayıp tamamen su ve rüzgar erozyonuna açıktır. Bir mm’lik bir toprak tabakasının oluşması için en az 100 yıl gerektiği ve memleketimizden her yıl Kıbrıs adasının yüzey alanına eşit ve 10 cm kalınlığındaki bir toprağın denizlere döküldüğü dikkate alındığında, yem bitkilerinin tarla arazileri içerisindeki % 3’ lük payı çok düşük kalmaktadır.
Ayrıca hayvan varlığı bakımından önde gelen memleketlerden biri olan Türkiye hayvansal üretim bakımından sonuncu sıralarda yer almaktadır. Böylece insan beslenmesi için çok önemli kaynak olan hayvansal ürünün kişi başına düşen tüketim miktarı diğer ülkelerle kıyaslanamayacak kadar düşüktür. Halbuki vücut yapı maddesi ve zekanın asıl kaynağı hayvansal ürünlerdir. Çağdaş medeniyet seviyesini yakalayacak neslin sağlam bir vücut yapısına ve kuvvetli bir zeka ile hafızaya sahip olması zorunluluktur.
Dolayısıyla söyleyebiliriz ki; bağımsız, güçlü ve dünya hadiselerini dünya barışı, mutluluğu ve huzuru istikametinde yönlendirebilecek bir Türkiye için öncelikle bu vasıflara haiz insanının ortaya konulması gerekmektedir. Bu nedenlerle öncelikle hayvanların çok iyi ve kaliteli yemlerle beslenerek hayvansal ürünlerin verim ve kalitesinin artırılması gerekmektedir. Nitekim yapılan araştırmalarla çiftçi şartlarında hayvanların üstün kaliteli yem bitkileri ile beslenmesi durumunda verimlerinin en az iki kat artırılabildiği tespit edilmiştir.
Sonuç olarak; yurdumuzda doğal yem kaynakları verimsiz ve taşıyabileceğinden fazla miktarda hayvanla aşırı şekilde otlatılmaktadır. Başta yetersiz beslenme nedeniyle hayvanlarımızın verimleri çok düşüktür. İleri gitmiş ülkelerle kıyaslandığında memleketimizde yem bitkisi ekim alanı çok azdır. İşte tüm bu problemlerin çözümü için yem bitkileri yetiştiriciliğine gereken önem verilmelidir.
YEM BİTKİLERİ YETİŞTİRME TEKNİKLERİ
Memleketimiz için bu denli önemli olan yem bitkilerinden azami istifade edilebilmesi, bu bitkilerin karakterlerine has ve araştırmalarla tespit edilmiş tekniklerine uygun tarımlarının yapılmasına bağlıdır. Usul ve yöntemine göre yapılacak yem bitkisi tarımı hem verimin hem de kalitenin artmasını temin edecektir.
Yem bitkilerini genel olarak iki grup altında toplayabiliriz. Bunlar baklagil yem bitkileri ve buğdaygil yem bitkileridir.
Baklagiller, kazık köklere sahip olup kökleri derinlere kadar iner ve geniş bir alana yayılır. Gövde toprak üstünde dallanır. Yaprakları küçük yaprakçıklardan oluşmuştur.
Buğdaygiller ise saçak köklüdür ve bu kökler genellikle toprağın 40 cm’ lik kısmını kaplar. Buğdaygillerde sap, boğum ve boğum aralarından oluşmuştur ve yapraklar bu boğumlardan çıkarlar. Aynen buğdayda olduğu gibi tohumlarını başaklarında oluşturur. Baklagiller ise tohumunu baklaları içerisinde oluştururlar.
Yem bitkilerinin büyük bir çoğunluğu çok yıllık bitkilerdir. Eğer yem bitkileri bir kez iyi bir şekilde tesis edilirse gerekli bakım ve idare sistemleri uygulanırsa uzun yıllar bu alanlardan faydalanma imkanı hasıl olur. Bu nedenle yem bitkileri tesisine diğer kültür bitkilerine göre daha ayrı bir önem vermek gerekir.
Yem bitkileri yetiştirme tekniğini;
1.Yem bitkileri yetiştiriciliğinde toprak ve tohum yatağının hazırlanması,
2.Yem bitkilerinin ekimi,
3.Yem bitkileri tesislerinin bakımı,
4.Yem bitkilerinden faydalanma başlıkları altında inceleyebiliriz.
1.Yem bitkileri yetiştiriciliğinde toprak ve tohum yatağının hazırlanması
Toprak Hazırlığı
Yem bitkileri yetiştirilecek topraklarda yem bitkilerinin ekim ve yetiştirilmelerine uygun ortam sağlanması gerekmektedir. Yani tohum yatağı hazırlanmadan önce arazi yem bitkisi yetiştirilebilecek şekilde ıslah edilmelidir. Bu amaçla en fazla karşılaşılan ıslah metotları şunlardır.
Toprak reaksiyonun ayarlanması
Baklagil yem bitkilerinin pek azı pH 5.5'dan düşük ve 8.5'dan yüksek topraklarda yetişebilir. Asit ve alkaliliği normale yakın topraklarda ıslah işlemine gerek kalmadan toprak reaksiyonlarına hassas olmayan yem bitkileri yetiştiriciliği yapılabilir. Asit ve alkaliliği aşırı olan topraklarda yem bitkileri yetiştirmeden önce mutlaka toprak ıslah edilmelidir. Asitliliğin durumuna göre dekara 250-1500 kg arasında kireç verilebilir. Kireç kalsiyum elementi içermektedir. Toprağa fazla miktarda kireç verilmesi durumunda ise demir, fosfor ve diğer elementleri bitkilerin faydalanamayacağı forma sokarak bu elementlerin noksanlığına sebep olur. Bu nedenle toprağa fazla kireç vermekten sakınmalıdır. Kirecin toprak asitliğini düzeltmesi yavaş olduğundan ekimden 6-12 ay önce toprak yüzüne serpilmeli ve karıştırılmalıdır.
Alkaliliği yüksek veya hem tuzlu hem de alkali olan topraklara ya o şartlara dayanıklı yem bitkilerini ekmek ya da o toprakları ıslah etmek gerekir. Bunun için; eğer alkalilik sorunu taban suyu seviyesinden ileri geliyorsa drenaj kanalları açmak, arazi hafif meyilli ise bol su ile yıkamak, toprağa kükürt (S) veya jips (alçı taşı) ilave ederek toprak pH'sını (asitliğini) düşürmek, toprakta kireç fazlalığı fosforu elverişsiz hale getirdiğinden alkaliliği yüksek topraklara fosforlu gübre ilave etmek gerekir.
Toprak Rutubetinin Ayarlanması
Toprak rutubetinin azlığı veya fazlalığı yem bitkileri yetiştiriciliğini kısıtlar. Yem bitkilerinin yetiştirildiği toprak kıraç ise;
a) Kurağa mukavim olan yem bitkileri yetiştirmek,
b) Sulama imkanlarını artırmak,
c) Toprak ve bitkilerden kaybolan suların azaltma yollarının araştırılması gerekmektedir.
Yem bitkileri tesis edilecek toprağın rutubeti fazla ise;
a) Aşırı rutubete dayanıklı yem bitkileri seçmek,
b) Drenaj kanalları açmak,
c) Çiftlik gübresi veya yeşil gübre ile toprağın organik madde içeriğini artırmak gerekir.
Topraktaki Bitki Besin Elementleri Noksanlığının Giderilmesi
Yem bitkileri yetiştirilecek toprakların analizi yapılarak elverişli besin elementleri belirlenmeli; ekilecek bitki türünün, araştırmalarla belirlenen bitki besin maddeleri ihtiyacı ile olan farkı toprağa kimyevi gübre olarak verilmelidir.
Eğer topraklar çok ince veya çok kaba bünyeli iseler, hem toprakların fiziki durumlarını düzeltmek hem de toprağa bitki besin elementleri sağlamak üzere dekara 2-4 ton çiftlik gübresi uygulanmalıdır. Uygulanması gereken çiftlik gübresi dekara 2 tondan fazla ise, bu gübre baklagile değil de baklagilden önce gelen bitkiye verilmelidir. Çünkü toprağa verilen fazla azot baklagilin Rhizobium bakterileri ile olan simbiyotik ilişkisini engellemektedir.
Toprağın Fiziki Durumunun Düzeltilmesi ve Tesviye
Yem bitkilerinde sulama yüzey sulama metotları ile yapılacaksa tesviye etmek zorunludur. Aksi halde daha sonra yapılacak sulamalardan istenilen başarı sağlanamaz. Eğer yem bitkisi kıraç şartlarda ekilmişse veya ektiğimiz yem bitkisinde sulama yağmurlama sulama metoduyla yapılacaksa, ince tesviyeye gere yoktur. Ancak buralarda da toprak yüzeyinin ekim ve hasat makinelerinin kolay çalışabileceği bir duruma getirilmesi gerekir. Tesviye bozukluğundan dolayı bitkilerin farklı su alması, bitkilerin değişik zamanlarda biçim çağına gelmesine neden olur. Farklı dönemlerde bulunan bitkilerde biçim aynı zamanda yapıldığından ot verimi ve kalitesi düşer.
Yonca gibi derin köklü yem bitkisi yetiştiriciliği yapılacaksa, toprağın derin işlenmesi zorunlu olmaktadır. Ancak derin işlenerek alt-üst edilmesi sakıncalı olan topraklarda dipkazan gibi toprağı alttan işleyen özel aletlerle tabanın, olduğu yerde yırtılarak gevşetilmesi gerekir.
Tohum Yatağı Hazırlığı
Toprak ıslah edildikten sonra yem bitkilerinin ekiminden önce, toprağın ekime hazırlanması için aşağıdaki özelliklerin sağlanması gerekir.
a. Toprak İstenilen Fiziki Yapıda Olmalıdır
Bu husus, tarlanın sürülmesi, diskaro, tırmık ve tapan veya bu aletlerin birleştirilmiş bir şekli olan kombikürüm çekilerek gerçekleştirilir. Sürüm adedi ve derinliği yetiştirilecek bitki türüne, toprak tipine ve sürüm zamanına bağlı olarak değişir. Genellikle ilkbaharda yapılacak yem bitkileri ekimi için sonbaharda derin sürüm ve ilkbaharda sathi bir sürüm maksada kafi gelir.
b. Toprak Yüzeyi İyice Ufalanmış Olmalıdır
Sürümden sonra tarlanın durumuna göre diskaro, tırmık, tapan gibi aletler çekilerek topraktaki kesekler daha fazla ufalanır. Tarla ekime elverişli hale getirilmiş olur. İyice ufalanmış toprak; bitki köklerinin kolayca derine gitmesini, rutubetin toprakta daha iyi bir şekilde kalmasını, bitki besin elementinin bitkiler tarafından daha kolay alınabilecek forma dönüşmesini, toprağın havalanarak mikroorganizma faaliyetinin artmasını ve ekim aletlerinin kolaya bir şekilde çalışmasını sağlar.
c. Tohum Yatağı Bastırılmalıdır
Başarılı bir yem bitkileri yetiştiriciliği için tohumun mutlaka bastırılmış bir tohum yatağına ekilmesi gerekir. Tohum yatağının ya ekimden birkaç ay önce hazırlanıp kendi haline bırakılarak oturması sağlanır veya tapan, merdane gibi aletlerle bastırılır. Tohum yatağının bastırılması, toprağın alt ve üst tabaklarının temasını, toprak rutubetinden daha iyi yararlanmayı, tohumun toprakla iyi bir şekilde temasını ve tohumun istenilen derinliğe ekilmesini sağlar.
d. Tohum Yatağında Yeteri Kadar Rutubet Bulundurulmalıdır
Bunun için ekim zamanında yapılır veya ekimden önce toprak sulanarak arzulanan rutubet temin edilir. Tohum yatağındaki rutubet çimlenme ve çıkışı kolaylaştırır, fidelerin daha iyi büyümesini kolaylaştırır ve daha sonra ortaya çıkacak kuraklıktan tesisi korur.
e. Tohum Yatağı Yeterince Bitki Besin Elementi İhtiva Etmelidir
Yem bitkilerinin iyi gelişme gösterebilmesi için, toprakta yeterli miktarda bitki besin elementlerinin bulunması gerekir. Bu da toprak ve tohum yatağı hazırlığı sırasında eksik olan bitki besin elementlerinden toprağa yeterli miktarda vermekle sağlanır. Toprakta bitkilerin ihtiyacı olan bitki besin elementlerinin yeterli miktarda bulunması, yem bitkilerinin kök ve gövdelerinin kuvvetli büyümesini ve dolayısıyla verim ve kalitenin artmasını sağlar.
f. Tohum Yatağı Organik Maddece Zengin Olmalıdır
Organik madde yönünden zayıf olan topraklara çiftlik gübresi veya yeşil gübre uygulanarak tohum yatağına yeterince organik madde sağlanır. Organik madde, iyi bir toprak yapısının oluşmasını, toprakların su tutma kapasitesinin artmasını, ileriki yıllar için besin deposu ve mikroorganizma faaliyetlerinin artmasını temin eder.
g. Tohum Yatağı Yabancı Otlardan Temiz Olmalıdır
Yabancı otlardan arınmış bir tohum yatağı hazırlamakla, yabancı otların yem bitkileri tohumunun çimlenmelerinde, toprak yüzüne çıkışında ve büyümesinde su, ışık ve bitki besin elementleri rekabeti önlenmiş olur.
Yabancı otları önlemek için, yem bitkileri yetiştirilecek tarlaya bir yıl önce sık bir hububat ekmekle, yem bitkilerini koruyucu bitkilerle karışık ekmekle, ilkbaharda yabancı otların çıkışını izleyen günlerde sathi bir sürüm veya diskaro çekmekle, rizom veya stolon meydana getiren yabancı otları (köygöçüren gibi) bulunduran tarlalarda yazın kurak aylarda 20 günde bir diskaro veya kazayağı çekmekle, total veya selektif herbisitler kullanmakla mücadele edilebilir.
Yem Bitkilerinin Ekim Zamanı Ve Metodu
Ekim Zamanı
Ekim; Çevre faktörleri, ekim nöbeti ve ekilen yem bitkilerinin türü gibi çeşitli etkenlere bağlı olarak, yılın değişik zamanlarında yapılabilir.
Ekim zamanları şunlardır;
İlkbahar Ekimi
Doğu Anadolu gibi kışları çok sert geçen bölgelerde en garantili ekim mevsimi ilkbahardır. Özellikle baklagil yem bitkilerinin böyle iklim şartlarında ilkbaharda ekilmesinde zorunluluk vardır. İlkbahar ekiminde, şiddetli kış soğukları ile ilkbaharda geç donlarının sona ermesi ve bahar yağışları ile toprağın tava gelmiş olması gerekir. Ayrıca iyi bir kök ve gövde gelişmesinin sağlanarak kuraklıktan zarar görmemesi için kuraklık döneminden 4 hafta önce ekim tamamlanmalıdır. İlkbahar ekimi ne kadar erken yapılırsa o kadar ideal olmaktadır.
Yaz Ekimi
Yaz ekimi, yabancı ot mücadelesi yapılmış, erozyon tehlikesi olmayan, iklim şartları itibariyle fazla soğuk olmayan ve yaz sonları yağışlı olan bölgelerde uygulanır. Ağustos ayı içerisinde yapılan yaz ekiminde baklagil yem bitkileri, kıştan önce bol miktarda kök ve gövde oluşturamayacağından kışı şiddetli geçen bölgeler için uygun değildir. Yaz ekiminin diğer mahzurları ise kuraklık, haşere ve yabancı ot problemidir.
Sonbahar Ekimi
İklimi ılıman bölgelerde, eylül ayından itibaren yapılan ekimdir. Özellikle, serin iklim buğdaygil yem bitkileri için ideal ekim zamanıdır.
Geç Sonbahar (Dondurma) Ekimi
İlkbaharın erken günlerinde çeşitli nedenlerle ekim imkanı olmayan ve aynı zamanda soğuklama ihtiyacı bulunan bazı yem bitkilerinin kışın devamlı donlarından veya kalıcı kar yağmasından hemen önce ekilmesidir. Doğu Anadolu çiftçisi bu ekim zamanını uygulamaktadır.
Ekim Metodu
Yem bitkileri ya serpme ya da mibzerle sıraya ekilmektedir. Mibzerle ekim; bitki bireylerinin su ve besin maddeleri bakımından eşit ve maksimum bir derecede, ışık faktöründen de yeterli ve dengeli bir biçimde faydalanmayı sağlayan iyi bir ekim metodudur. Serpme ekimin tek avantajı, sık ekimden dolayı yabancı otlarla olan rekabetin artmasıdır. En fazla kullanılan ekim metodları şunlardır;
Serpme Ekim
Tohumun elle veya serpici makinalarla toprak yüzüne atıldıktan sonra diskaro, tırmık, tapan ve bunlar gibi aletlerle üzerleri kapatılmaya çalışılır. Bu ekim metodu ile ekim derinliği ayar edilemez, bitkiler arasındaki açıklık ayarlanamaz, mekanik yollarla yabancı ot mücadelesi yapılamaz ve fazla miktarda tohum kullanma zorunluluğu vardır.
Bastırıcı Merdanelerle Ekim
Ekim alanında düz veya daha iyisi oluklu merdaneler çekildikten sonra tohumlar brillon mibzer veya elle serpilir. Serpilen tohumlar çoğunlukla bu olukların içerisine düşerler. Brillon mibzerlerinin arka merdaneleri veya çekilen bir tapan tohumların üzerini kapatır.
Mibzerle Ekim
İyi bir ekim metodu olup tohumlar istenilen bir derinliğe atılabildiğinden çimlenme ve çıkış oranları yüksek olur.Bitkiler arasındaki açıklık istenilen şekilde ayarlanır, mekanik yolla yabancı ot mücadelesi mümkün olur, sulama ve gübreleme daha kolay olur ve serpme ekime göre daha az tohum kullanılır.
Kombine (Baskılı) Mibzerle Bant Usulü Ekim
Özel yapılmış mibzerle tohum 0.5-1.5 cm. derinliğe, gübre ise aynı bant üzerinde 3-6 cm derinliğe bırakılır. Arkadan gelen demir tekerlek tohumu bastırır.
Bu ekim metodu ile mibzerle ekim metodunun sağladığı yararlar yanında diğer bazı avantajlar elde edilir. Bunlar; tohumla birlikte atılan fosforlu gübre bitkiler için hazır durumdadır. Bitkiler bu besin elementinden en iyi şekilde faydalanarak gelişmelerini hızlandırırlar, çok az yabancı ot gübrelenmiş olduğundan yem bitkilerinin yabancı otla olan rekabet gücünü artırır, az miktarda toprak gübrelendiğinden diğer bitki besin elementlerinin elverişsiz forma girmesi önlenmiş olur, geç sonbaharda ve erken ilkbaharda başarılı bir tesis oluşturur ve yem bitkileri hızlı bir gelişme imkanına sahip olduğundan daha sonra ortaya çıkacak toprak ve iklim anormalliklerinden daha az zarar görür.
Atılacak Tohumluk Miktarı
Her yem bitkisinin botanik ve genetik karakterine bağlı olarak dekara atılacak tohumluk miktarı farklıdır. Bununla birlikte aynı yem bitkisinde dekara atılacak tohumluk miktarı da farklı çevre şartlarına bağlı olarak değişiklik göstermektedir. Dolayısıyla yem bitkilerinde dekara atılacak tohum miktarı bir çok faktöre bağlı olarak değişir. Birim alana atılacak tohum miktarını yağışın miktar ve yıl içerisindeki dağılışı, toprak şartları, tohum yatağının durumu ve ekimi metodu, tohum büyüklüğü ve karakteri, çeşit karakteri, tesisin ot ya da tohum üretimi gayesi ile kurulması ve ekim şekli belirler.
Yem Bitkilerinin Yardımcı ve Koruyucu Bitkilerle Birlikte Ekimi
Ekimden sonra fazla yağış alan tarlalarda toprak yüzeyinde kalın bir kaymak tabakası oluşur. Küçük tohumlu baklagil yem bitkilerinin çimlenen tohumları ise bu kaymak tabakasını kırıp toprak yüzüne çıkamazlar.
Bu nedenle küçük tohumlu baklagil yem bitkileri, çoğunlukla kaymak tabakasını kırabilen arpa gibi bazı bitkilerle birlikte ekilirler. Arpa ve küçük tohumlu yem bitkileri aynı sıraya ekildiğinden kaymak tabakasını kolayca kıran arpa fideleri yem bitkilerinin toprak yüzeyine çıkmalarına yardımcı olurlar.
Doğu Anadolu Bölgesi'nde yonca ve fiğin arpa ile karıştırılarak ekilmesi yaygındır. Küçük tohumlu yem bitkileri çıkışını kolaylaştıran bu bitkilere "Yardımcı Bitkiler" denir. Yem bitkilerinin koruyucu bir bitki ile ekimi, genellikle ilkbahar ekiminde uygulanır. Ayrıca çok yıllık yem bitkileri tesis yılında çok yavaş gelişirler ve fazla boylanmazlar. Bu nedenle yabancı otlarla rekabetleri zayıftır. Bu nedenle koruyucu bir bitki ile birlikte ekilirler. Koruyucu bitki olarak çoğunlukla hububat kullanılmaktadır. Koruyucu bitki ilk yıl tarladan gelir sağlanmasına, yabancı otların istilasının önlenmesine ve toprak erozyonun azalmasına imkan sağlar.
Bununla birlikte, koruyucu bitkinin ışık, su ve bitki besin maddeleri yönünden ana ürünle rekabet etmesi, yatmak suretiyle ana ürüne gölge yapması ve koruyucu bitkinin hasadından sonra yazlık yabancı otların tesisi istila etmesi gibi dezavantajları da bulunmaktadır. Koruyucu bitki rekabetini; kısa, erkenci, yatmayan, dik gövdeli ve az yapraklı tahılları tercih etmek, koruyucu bitkiyi mümkün olduğu kadar tarladan erken çıkarmak ve karışıma konulacak olan koruyucu bitki oranını az tutmak suretiyle azaltmak mümkündür.
Ekim Derinliğinin Ayarlanması
Her bitkinin değişik tipteki topraklar için uygun ekim derinlikleri vardır.
Fazla derine ekilen tohumlar, çimlenebilseler dahi, toprağın derin tabakalarında oksijen azlığı ve tohumların yedek besin maddelerinin yetersizliği nedeniyle toprak yüzüne çıkamazlar.
Aynı şekilde çok sathi ekilen tohumlar da ya çimlenemezler veya çimlenebilseler dahi çeşitli etkenler, bilhassa kuraklık ve don nedenleriyle gelişme imkanına sahip olamazlar. Genel olarak yem bitkileri tohumlarını hafif topraklarda daha derin, ağır topraklarda daha yüzlek ekmek gerekmektedir. Bu konuda genel bir bilgi aşağıda verilmiştir.
Değişik Topraklarda Yem Bitkilerinin Ekim Derinlikleri
Ufak Tohumlar Kelp Kuyruğu, ak üçgül, aktavus otu Ağır Toprak 0.5-1.5 Hafif toprak 1.5-2.5
Orta Tohumlar Yonca, taş yoncası, çayır üçgülü, ayrıklar, brom Ağır Toprak 1.5-2.0
Hafif toprak 2.5-3.5
İri Tohumlar Korunga, bezelye, fiğ, sorgum Ağır Toprak 2.5-4.0
Hafif toprak 4.0-7.5
Yem Bitkilerinin Karışım Halinde Ekimi
Doğal otlatma alanlarında nadiren saf bir bitki türü bulunur. Çoğunlukla birkaç türün çoğunlukta olduğu, diğer bitki türlerinin ise daha az ve değişik oranlarda bulunduğu karışımlar yaygındır. Yem bitkileri tarımında buğdaygil ve baklagil yem bitkileri saf olarak yetiştirildiği gibi, bu iki bitki grubundan bazı bitkilerle karışımların ekildiği üretimlere de geniş yer verilmektedir. Karışımlar, en az bir buğdaygil ve bir baklagil olacak şekilde düzenlemelidir. Bunun yanında karışımların ot veya tohum üretimine uygun olması, olgunlaşma zamanlarının uyuşması, türlerin toprak ve iklim isteklerinin uygun olması gibi bir dizi faktörler göz önüne alınmalıdır.
Karışımların ekim şekli de önemli olup genel olarak karışıma giren türler 3 ana yöntem ile ekilebilirler. Bunlar;
- Türler aynı sıraya karışık olarak ekilebilirler,
- Türler aynı sıralara ancak alternatif sıralar halinde ekilebilirler
- Türler çapraz olarak ekilebilirler.
Düzenli yağış alan bölgelerde veya sulanan alanlarda karışımların ekim şekli verimi fazlaca etkilemez. Kurak alanlarda ise, türlerin aynı sıralara ancak alternatif sıralar halinde yapıldığı ekimlerde daha fazla verim alındığı görülmüştür. Çünkü kurak alanlarda buğdaygiller baklagillerden daha önce büyümeye başlarlar. Erken ilkbaharda buğdaygiller nemi, baklagillerin aleyhine kullanırlar. Bu nedenle aynı sırada karışık olarak bulunan baklagiller zayıf olarak gelişirler.
Alternatif olarak yapılan ekimlerde bu sakınca ortadan kalkar. Yapılan araştırmalarda alternatif ekimlerin % 25 daha fazla verim sağladığı gibi elde edilen otun içerisinde baklagil yem bitkilerinin oranı daha yüksek olduğu için otun daha besleyici ve kaliteli olduğu tespit edilmiştir.
Çapraz ekimlerin verimleri ise diğer iki metod arasında kalmıştır. Meyilli ve erozyona açık alanlarda çapraz ekim ile küçük adacıklar oluşur. Böylece toprak erozyonu ve su kaybı büyük ölçüde azalır.
Yem bitkileri tarımında baklagil ve buğdaygil yem bitkileri karışımlarının bazı avantaj ve dezavantajları bulunmaktadır.
Yem bitkilerini karışım halinde yetiştirmenin avantajları şu şekildedir;
- Ekim hataları tüm türleri aynı şekilde etkilemediğinden, karışımların verimleri genelde daha yüksektir.
- Karışımlarda baklagilin bulunması nedeni ile daha üniform ve kaliteli ot ürünü alınır.
- Üretilen otun protein ve besleme değeri yüksek olur.
- Karışımlardaki buğdaygil yem bitkileri toprak erozyonunu, baklagiller ise don
kabarmasını önler.
- Karışımlar yabancı ot istilasına daha dayanıklıdır.
- Saf ekimden daha uzun süre verimliliklerini korurlar.
- Bazı baklagil yem bitkilerinden kaynaklanan şişme tehlikesi, karışımlarda daha azdır.
- Buğdaygil yem bitkileri bazı baklagil yem bitkilerinin yatmasını ve çürümesini önlerler.
- Karışımların otları daha iyi kurur ve silaj yapılması halinde daha başarılı sonuçlar alınır.
- Karışımlarda otlayan veya otları ile beslenen hayvanlarda daha yüksek performans görülür.
- Karışımlarda baklagillerin bulunması nedeni ile toprakta organik madde ve azot oranı daha çok artar.
Yem Bitkilerini Karışım Halinde Yetiştirmenin Dezavantajları ise şunlardır;
- Özel ekim makinalarına ihtiyaç vardır. Karışımların ekimi, özellikle tane iriliği farklı olan türlerin birlikte ekimi çok güçtür.
- Karışımlardaki türlerin fide gelişimleri farklıdır. Kuvvetli fideleri bulunan türler, karışımda diğer türlerin aleyhine gelişebilirler.
- Karışımdaki baklagillerin korunması güçtür. Baklagillerin hayvanlar tarafından daha fazla otlanması nedeniyle karışımlarda daha çok yıpranırlar.
- Azotlu gübreler buğdaygil yem bitkilerinde, fosforlu ve potasyumlu gübreleme baklagil yem bitkilerinde olumlu etkiler yaparlar. Ortak gübreleme yapılması oldukça güçtür.
- Ot üretimi için her iki bitkinin en uygun devresinin yakalamak zordur.
YEM BİTKİLERİ TESİSLERİNİN BAKIMI
Yem bitkileri tesis masrafları, diğer tarla bitkilerine nazaran daha fazladır. Çok yıllık yem bitkileri, iyi tesis edilip gerekli bakım işlemleri yapıldığı zaman, uzun yıllar hayatlarını sürdürebilirler ve masrafın yıl başına düşen miktarı çok azalmış olur. Bu nedenlerle, yem bitkileri alanlarından ekonomik ürün elde edebilmek için ekildikleri yıl ve bunu takip eden yıllarda bakımını yapmak zorunluluğu vardır. Yem bitkileri tesislerinde yapılacak bakım işlemleri; gübreleme, sulama ve haşere, hastalık ve yabancı otlarla mücadeledir.
Yem Bitkilerinin Gübrelenmesi
Yem bitkilerinden beklenen verimin alınabilmesi için, ihtiyaç duydukları
çeşit ve miktardaki gübrelerle, uygun zamanlarda gübrelenmelidir. Uygun miktar ve şekilde gübrelenen yem bitkileri daha yüksek kaliteli ot, daha uzun bir yeşil yem periyodu, topraktaki suyun daha tesirli bir şekilde kullanımını, daha fazla kök ve gövde büyümesini ve sonuç olarak da daha fazla miktarda ve üstün kalitede et, süt gibi hayvansal ürün sağlar.
Yem Bitkilerinin Gübrelenmesinde Göz Önünde Tutulacak Hususlar
Yem bitkilerinde gübreleme önemli bir konu olup öncelikle aşağıdaki hususların göz önünde bulundurulması gerekmektedir.
İklim Şartları
Yağışın dağılış ve miktarı uygulanan gübrenin cins ve miktarını tayin eden en önemli faktörlerden birisidir. Gübreler, yağışlı ve sulanan bölgelerde verimde istenilen ölçüde artış temin etmelerine karşılık, kurak ve sulanmayan yerlerde uygulanacak gübre miktarı daha az olmalıdır.
Toprak Şartları
Toprağın fiziksel yapısı, organik madde, pH derecesi ve toprak rutubeti gibi özellikler verilecek gübrenin cins ve miktarını tayin eden diğer bir faktördür. Bu nedenle herhangi bir yerde yetiştirilecek yem bitkisinin, topraktan kaldırabileceği ve toprakta mevcut besin elementleri durumunun tayin edilmesi gerekir. Toprak reaksiyonu ve kireçleme özellikle fosforun elverişliliği üzerine çok etkilidir. Topraktaki fosforun elverişliliği, alkali topraklarda kalsiyum, asit topraklarda demir ve alüminyum tarafından azaltılmaktadır.
Gübrelenecek Yem Bitkisinin Türü
Yem bitkileri tek yıllık, iki yıllık ve çok yıllık; ılık mevsim, serin mevsim olmalarına göre uygulanacak kimyasal gübrelerin cins ve miktarı değişir. İlk düşünülmesi gerekli olan husus yetiştirilen yem bitkisinin buğdaygil veya baklagil olduğudur. Çünkü buğdaygiller genellikle azotça zengin toprakları tercih ederler. Bu bitkilerin uygun bir şekilde azotlu gübrelerle gübrelenmesi halinde bol ve kaliteli yem verirler. Baklagil tesis yılında azota, diğer yıllarda ise daha çok fosfor ve potasyuma bazen de kalsiyum ve magnezyuma ihtiyaç duyarlar.
Gübrelerin Uygulanma Zamanı
Yem bitkileri alanlarına uygulanacak gübrelerin verilme zamanları önceden planlanmalıdır. Yem bitkileri ilk ekim yılında gübre uygulama zamanı ile ekili bir yem bitkisine gübre uygulama zamanı farklıdır. Gübre uygulama zamanı serin mevsim ve ılık mevsim bitkisi olmasına göre değişir. Gübre uygulama zamanı gübre cinsine göre de değişir. Genellikle fosforlu ve potaslı gübreler sonbaharda, azotlu gübreler ilkbaharda uygulanır.
Piyasada Mevcut Gübrelerin Cins Ve Fiyatları
Kullanılacak gübrenin cins ve miktarına bu gübrelerin fiyatı da etki etmektedir. Toprak ve diğer faktörler belirli bir gübre formunu gerektirmiyorsa, burada göz önünde bulundurulması gereken husus, gübrenin fiyatıdır.
Tesisin Amacı
Yem bitkilerinin ot veya tohum üretimi amaçlarından hangisi için yetiştirildiği göz önüne alınmalı, verilecek gübrenin cins ve miktarı ona göre tayin edilmelidir.
Yabancı Ot Problemi
Yem bitkileri alanlarına uygulanacak gübreler, en az yabancı ot gelişimine neden olacak metodlarla ve zamanda verilmelidir. Ayrıca uygulanan gübrelerle
artacak yabancı otlarla nasıl mücadele edileceği göz önünde bulundurulmalıdır.
Gübrelerin Uygulanması
Yem bitkileri yetiştiriciliğinde kimyasal gübrelerle gübrelemeyi, ekim yılında "Tesis Gübrelemesi" ve daha sonraki yıllarda uygulanan "Bakım Gübrelemesi" olarak 2 kısımda inceleyebiliriz. Baklagillerde tesis yılında azot ve fosforlu, bakım yılında ise sadece fosforlu gübre önem arz etmektedir.
Azotlu Gübreleme
Azotlu gübreler, "Tesis Gübrelemesi" olarak ekimle birlikte yem bitkisine uygulanır. Tesis gübrelemesi olarak baklagillerde dekara topraktaki azotu 3-4 kg' a ve buğdaygillerde ise 5-10 kg'a tamamlayacak kadar azotlu gübre verilmelidir. Baklagillerde uygulanacak azotlu gübre miktarına Rhizobium bakterileri ile aşılamanın yapılıp yapılmaması da etki etmektedir. Baklagiller ekildikleri yıl, iyi bir şekilde tesis edilirse bakım yıllarında kendi azot ihtiyacını temin ederler. Bu nedenle tesis yılında gerekli ihtimamı göstermeli ve bakım yıllarında azotlu gübre uygulanmamalıdır. Buğdaygillerde ise hem tesis hem de bakım yılında yeterli düzeyde azotlu gübrenin verilmesi mecburidir.
Fosforlu Gübreleme
Fosfor özellikle yem bitkilerinin genç fide devrelerinde kritik bir faktör olduğundan bant usulü mibzerli ekimle birlikte mutlaka verilmelidir. Eğer ekim normal bir mibzerli yapılacaksa, toprak hazırlığı döneminde diskaro çekilmeden önce fosforlu gübre toprağa verilmelidir. Fosforun toprakta hareketinin yavaş olması ve kolay kolay yıkanıp kaybolmadığı için her yıl verilebileceği gibi 3-4 yıllın gübresi birlikte de verilebilir. Genellikle bakım gübresi olarak toprağa verilecek fosfor miktarı tesis gübrelemesinden arta kalan miktara bağlı olarak 7.5-15 kg/da arasında değişmektedir.
Potasyumlu Gübreleme
Memleketimiz toprakları genellikle potasyum eksikliği göstermezler. Toprakta depo edilmiş halde bulunan potasyumdan bitkiler zamanla faydalanırlar.
Yem Bitkilerinin Sulanması
Su bütün canlılarda olduğu gibi yem bitkilerinde de hayatın devamı için gereklidir. Bitki gelişmesi ile topraktaki su miktarı arasında sıkı bir ilişki vardır. Genç bitkilerin kök sistemi henüz yeterince gelişmemiş olduğundan, topraktaki suyun tamamı onlar için elverişli değildir. Bu nedenle yeni kurulan yem bitkileri tesislerini kısa aralıklarla sulamakta yarar vardır. Bazı yem bitkileri sulamaya karşı olumlu reaksiyon gösterirler. Yani sulama ile verimde ve kalitede artışlar meydana gelir. Bazılarında ise böyle bir gelişme görülmez. Sulama ile verim artışı sağlayan yem bitkilerinde su ihtiyacı bitki türü ve çeşidine, gelişme periyoduna, yaşına, gelişme devresine, bitkinin büyüme hızına, toprağın bünyesi ve derinliğine, arazinin topoğrafik durumuna, suyun toprak içine giriş ve süzülüşüne, yıllık yağışın dağılış ve miktarına, sıcaklığa, rüzgar hızına ve gün uzunluğuna bağlı olarak değişir.
Suyun diğer faktörlerle birlikte değerlendirilmesi mecburiyeti vardır. Yani diğer büyüme şartları uygun olduğunda sulamadan istenilen sonuç alınır. Mesela yem bitkileri haşere ve hastalıklara maruz iseler ve toprakta da yeterli besin elementleri yoksa, ne kadar su verilirse verilsin bunun bitkilere faydası olmayacaktır. Dolayısıyla ekonomik bir yem bitkisi yetiştiriciliğinde sulamayı diğer kültürel faaliyetlerle birlikte düşünmek gerekmektedir.
Yem bitkileri değişik sulama metodları ile sulanabilmektedir. Sulama metodunun seçimindeki en önemli husus tarlanın tesviyeli olup-olmaması ve toprak yapısıdır. Hafif meyilli ve derin topraklarda yetişen yem bitkilerini sulamak için ideal sulama yöntemi uzun tava veya border usulü sulamadır. Eğer arazi engebeli ise ve tava usulü ile sulanamayacaksa en uygun sulama sistemi yağmurlama sulama sistemidir. Bu metod ile bitkiler çok küçük fide devresinde iken dahi sulanabilmekte ve su kaybı asgariye indirilmektedir.
Yem Bitkileri Yetiştiriciliğinde Problem Olan Haşere, Hastalık ve Yabancı Otlar
Özellikle rutubetli ve sıcak bölgelerde yetiştirilen yem bitkilerine, yetiştiği yerin ekolojik şartlarına, bakım ve idare sistemlerine, bitki türüne bağlı olarak bazı hastalık, haşere ve yabancı otlar zarar vermektedir. Tohum veya ot için yetiştirilen yem bitkilerine bir takım haşereler arız olmaktadır. Yem bitkileri tesislerindeki haşereler insektisitlerle (böcek öldürücü ilaçlar) kontrol edilmelidir. Kullandığımız ilaçlar yalnız zararlı haşereleri öldürmeli, fakat dölleyici ve faydalı diğer haşerelere zarar vermemelidir.
Eğer yem bitkileri sıhhatli büyüyorlarsa ve kültürel işlemler uygun bir şekilde ve zamanında yapılıyorsa hastalıklara dayanıklılıkları artar ve hastalıktan daha az zarar görürler. Bununla birlikte hastalıklarla mücadele için, hastalıklara dayanıklı çeşitler kullanılmalı, uygun ekim nöbeti (münavebe) uygulanmalı, temiz bir tarlaya ekim yapılmalı, sistemik hastalık mikrobunu öldürücü ilaçlar (fungusit, bakterisit vb.) kullanılmalı,hastalıklı bitki anızları yakılmalıdır.
Özellikle tohum üretiminde yabancı ot kontrolü başlı başına problemdir. Yabancı otların kontrolü yetiştirilen yem bitkisinin türüne, yabanı otun cinsine ve ekolojik faktörlere bağlı olarak değişir. Küçük bir yıllık yabancı otlar, ekimden önce tarlada yapılacak sathi bir sürüm, diskaro, kazayağı ve tırmık gibi aletlerle yok edilebilir. Özellikle sıraya ekilmiş yem bitkilerinde kültürel metotlarla başarılı bir yabancı ot mücadelesi yapılabilir. Eğer kültürünü yaptığımız bitki buğdaygil yem bitkisi ise selektif herbisitler kullanılarak kimyasal mücadele yapılabilir. Baklagil yem bitkilerinde ise henüz selektif herbisitlerle yabancı ot mücadelesi henüz yapılmamaktadır. Yabancı ot içersinde en büyük problem olarak karşımıza çıkan bitki küsküttür. Bu konu yonca yetiştiriciliğinde ele alınacaktır.
YEM BİTKİLERİ TESİSLERİNDEN FAYDALANMA
Ot İçin Hasat
Verim, bitkilerin büyümelerinin bir sonucu olduğundan yem bitkisi idaresi ile çok sıkı bir ilişki içerisindedir. Yem bitkilerinin besin değeri, lezzetlilik ve verim gibi üç önemli özelliğini içeren büyüme olayı, yem bitkilerinin idaresinde daima göz önünde bulundurulması gerekir. Yem bitkileri yetiştiriciliğinde amaç, uzun yıllar, iyi kaliteli ve fazla miktarda ot elde etmektir. Bu amaca ulaşabilmek 1. Aynı mevsim içerisinde bir çok kez biçim yapabilmek için iki biçim arasındaki süreyi kısaltmak, 2. Her biçimde elde olunan otun miktar ve kalitesini artırıcı tedbirler almakla mümkündür.
Bir mevsimde bir çok kez biçim yapabilmek için aşağıda sıralanan hususlar göz önünde bulundurulmalıdır;
- Biçme başlangıcını, yem bitkilerinin hızlı gelişme devrelerine göre ayarlamak,
- Biçme sıklığını, ikinci büyümeye imkan hazırlayacak zamanda yapmak,
- Biçme yüksekliğini, yeniden büyümeyi sadece köklerdeki yedek besin
maddelerine bırakacak seviyeye kadar indirmemek. Bunun için biçimden hemen sonra bitkinin fotosentez yaparak kendisinin ihtiyacı olan gıdayı üretebilecek kadar yükseklikten biçimin yapılarak yeni sürgün ve tomurcukları kesmemek
- Biçmeye son verme tarihini, bitkilerin kışa kuvvetli girmelerini
sağlayacak şekilde ayarlamak,
- Bitkinin tohum bağlamaya başlayacağı devreye geçiş dönemini göz önünde bulundurmak.
Her biçimde yüksek kaliteli azami verim alınmasında ise;
- Gübreleme, sulama, hastalık ve haşerelerle mücadele etme ve bunun
gibi kültürel metotların uygulanmasına,
- Bitkinin yetiştirileceği iklim ve toprak şartlarında en iyi sonucu verecek en uygun yem bitkisi tür ve çeşitlerinin seçilerek yetiştirilmesi,
- Genetik olarak üstünlüğü belirlenmiş çeşitlerin kullanılması hususlarına
gereken önem verilmelidir.
Sonuç olarak, kurulmuş yem alanlarından ekonomik olarak yem temin edebilmek kısaca;
- En yüksek verimi elde etmek,
- En yüksek kaliteli otu elde etmek,
- Tesisi uzun süre devam ettirmekle mümkündür.
Bu üç hususun bir araya toplanabilmesi ve yem bitkileri tesislerinden en iyi şekilde istifade edilebilmesi için; her bölge, ortam şartları ve bitki türü dikkatte alınarak yapılan araştırma sonuçlarından faydalanılmalıdır.
Tohum İçin Hasat
Yem bitkileri tesisi tohum üretimi amacı ile kurulacaksa, alanların ekim, bakım, tozlaşma ve tohum bağlama özellikleri göz önünde bulundurulmalıdır. Burada bahsedilen hususlar da yine yetiştireceğimiz yem bitkisinin türü ve çeşidine, bölge ve iklim şartlarına göre değişik olacaktır.
Tohum Üretimi Amacıyla Ekim
Bitkileri hem ot hem de tohum üretmek gayesi ile yetiştirmek mümkündür. Ancak verimler tek amaca göre daha düşük olacaktır. Ana gaye tohum üretmek ise, yetiştireceğimiz yem bitkisi için belirlenen sıra aralığında ve tohum miktarlarında ekilmelidir. Tohum üretimi için dekara atılacak tohum miktarı ot üretiminden az olmalıdır. Tesis, mibzerle ot için ekilmiş ve daha sonra tohum üretimine tahsis edilmek isteniyorsa, sıraların bazıları sökülmek suretiyle istenilen amaca çevrilebilir.
Tohum Üretim Alanlarının Bakımı
Sulama
Genel olarak tohum üretim amacıyla yetiştirilen yem bitkilerinin su ihtiyacı, ot için yetiştirilenlerden daha azdır. Çünkü tohum üretilen yem bitkileri, tozlaşma, tohumların olgunlaşması ve hasat hasar devrelerinde daha az suya ihtiyaç gösterirler. Bununla birlikte, tohum üretimi amacıyla tesis edilen yem bitkilerinde türlere bağlı olarak su ihtiyacı geniş ölçüde değişmektedir. Tohum üretiminde, önemli ölçüde suya ihtiyaç var ise de, genellikle yem bitkileri döllenme, tohum bağlama ve hasat devrelerinde havaların kurak geçmesini isterler. Tohum için yetiştirilen yem bitkilerine çok fazla su uygulanması bitkinin tohuma yatmasını geciktirir ve tohum verimini önemli ölçüde azaltır. Aşırı su uygulaması ile yem bitkilerinde yatma meydana gelir, çiçeklenme gecikir, çiçeklenme süresi uzar, tozlanmayı sağlayan böcekler için önemli olan nektar üretimini azaltır.
Gübreleme
Buğdaygil yem bitkilerinde çiçek oluşması başlangıcının sonbahar ve kış
olması nedeniyle azotlu gübrelerin erken sonbahar ve ilkbahar olmak üzere iki kısımda verilmesi olumlu sonuçlar vermektedir. Verilecek gübre miktarı ve çeşidi bitki türüne, topraktaki rutubet miktarına, toprak verimliliğine bağlıdır. Buğdaygil yem bitkileri yaşlandıkça verilen fazla miktardaki azot tohum üretimini kısıtlar. Baklagil yem bitkilerine azotlu gübre uygulanmaz. Fakat fosforlu ve gerekli ise potasyumlu gübreler her yıl erken sonbaharda verilmelidir.
Yem Bitkilerinde Tozlaşma ve Döllenme
Polen tozlarının çiçekte erkek organdan dişi organın tepeciği üzerine taşınması olayına tozlaşma denir. Bazı buğdaygil ve baklagil yem bitkilerinde tozlaşma aynı çiçek içerisinde gerçekleşir. Yani aynı çiçeğin erkek organında üretilen polen kendi dişi organının tepeciğine taşınır ki biz bu tür bitkilere kendine döllenen bitkiler diyoruz.
Diğer çoğunluğu oluşturan ve yabancı döllenen olarak isimlendirdiğimiz yem bitkilerinde ise bir bitkinin çiçeğinde üretilen polenler herhangi bir vasıta (böcek, rüzgar, su, insan vd.) ile başka bir bitkinin çiçeğindeki dişicik tepesine taşınmaktadır.
Baklagillerin polenleri küçük olması nedeniyle taşınması rüzgarla gerçekleşir. Baklagil yem bitkilerinde tozlaşmanın ve döllenmenin gerçekleşmesi için ise mutlak surette böceklere ihtiyaç bulunmaktadır. Çünkü bu bitkilerde polen büyüktür ve yapışkan olabilmektedir. Ayrıca yoncada olduğu gibi bazı bitkilerde çiçek organlarının üzerleri zarlarla kaplı olup polenin dışarıya çıkabilmesi için bu zarların yırtılması gerekmektedir. Bu işlem için de böceklere mutlak surette ihtiyaç bulunmaktadır. Yapılan araştırmalarda böcekle tozlaşmaya ihtiyaç duyan yem bitkilerinde bal arılarının tesiste artırılması suretiyle tohum verimleri beş katına kadar artırılmıştır.
Yem Bitkilerinde Tohum Hasadı
Yem bitkilerinde hasat biçer-döverlerle ya da özel yapılmış makinalarla yapılabilir. Yem bitkileri tohumları eğer rutubet içeriyorsa mutlaka kurutulduktan sonra depolanmalıdır. Aksi taktirde küflenme ve bozulma sonucunda tohumluk özelliğini kaybedeceği için ekildiği zaman çimlenme olmayacaktır.
MEMLEKETİMİZDE YAYGIN OLARAK TARIMI YAPILAN BAZI YEM BİTKİLERİNİN TARIMI
Yonca, korunga ve fiğ kaba yem olarak en çok kullanılan bitkilerdir. Bu bitkiler otlak ile, yaş ve kuru ot veya silaj olarak hayvanlara yedirilebilmektedir.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul

Re: Yem Bitkileri Yetiştiriciliği

Mesajgönderen Bennur » Prş Şub 10, 2011 18:48

Yem Bitkilerinin Hayvan Beslemedeki Önemi
Yem bitkileri, çayır-mera tarımı hayvanların ihtiyacı olan yemi en ucuz ve bol olarak sağlayan kaynaktır. Hayvan beslemede çeşitli endüstri artıkları, küspeler, posalar ve bazı tahıl daneleri kullanılırsa da bunların miktarı yem bitkileri çayır mera tarımından sağlanan yeme göre çok daha düşüktür. Yem bitkileri çayır mera tarımı ile birim alandan diğer bir çok tarım dalına göre daha fazla verim ve toplam sindirilebilir besin maddesi üretilir.
Yem bitkileri, çayır-mera tarımının bu değerli özelliklerine karşılık yurdumuzda hayvan beslenmesi,
• geniş ölçüde doğal çayır ve meralara,
• anızlara ve
• tahıl samanına dayanmaktadır. Karlı bir hayvansal üretim yapılması için hayvanların kaliteli kaba yem ile beslenmesi gereklidir.
Batı Avrupa süt sığırlarının enerji ihtiyacı;
• % 50 çayır-meralardan,
• % 25 kuru ot ve silajdan,
• % 25 yoğun yemden (kesif yem) karşılanmaktadır.
Yem Bitkilerinin Toprak Muhafazasındaki Önemi
Toprak parçacıklarının hareket halindeki su ve rüzgarla bulunduğu yerden koparılarak başka yerlere taşınıp yığılması erozyon olarak tanımlanır.
Erozyon, aşındırıcı güce göre su ve rüzgar erozyonu olarak ikiye ayrılır.
Su erozyonu yağmurların neden olduğu bir erozyondur. Rüzgar erozyonu ise rüzgar hızı yüksek, kıraç ve bitki örtüsünden yoksun alanlarda görülen bir olaydır. Su erozyonu etkili yağış, toprak özellikleri, arazinin bitki örtüsü ve şekli yapısı (topografyası) ile yakından ilişkilidir.
• Yağış miktarı, şekli, yağışın yoğunluğu, süresi ve sıklığı erozyonu etkiler.
• Su emme hızı, yapısı, su tutma kapasitesi gibi toprak özellikleri de erozyonu etkiler.
• Toprak yüzeyi sık ağaç, çalı veya ot tabakası ile kaplanmış alanlarda su erozyonu çok düşüktür.
• Arazinin eğim derecesi arttıkça, özellikle bitki örtüsünün zayıf olduğu alanlarda erozyon şiddetlenmektedir.
Rüzgar erozyonu genel olarak orta bünyeli, kurak, bitki örtüsü zayıf topraklarda daha sık görülmektedir. Arazinin bilinçsiz kullanımı, yanlış toprak işleme, bitki örtüsünün tahribi erozyonu artırmaktadır.
Erozyonla;
• Tarımsal alanların uygun kullanılması,
• Bitki yetiştirmede uygun kültürel önlemler,
• Toprak ve su kaynaklarında uygun fiziksel metotlar, gibi tedbirlerle mücadele edilebilir.
Yurdumuzun tamamında değişik şiddetlerde su ve rüzgar erozyonu görülmektedir. Toplam alanımızın yarısından fazlasında şiddetli veya çok şiddetli su erozyonu meydana gelmektedir. Buna karşılık rüzgar erozyonu, yaygın değildir.
Kıraç bölgelerimizde tahıl-nadas sistemi uygulanmaktadır. Nadas dönemlerinde özellikle eğimli alanlarda yoğun yağmurlar toprakların aşınmasına ve taşınmasına neden olmaktadır. Nadas alanlarında erozyonun şiddetini azaltmak için; toprak işlemesinin eğime dik yapılması, daha az toprak işleme, toprak işlemeksizin ekim yapılması gibi bir dizi kültürel tedbir almak gerekmektedir. Meraların bozulması erozyonu arttırmıştır. Mera bitki örtüsü rüzgar erozyonunu önlemede önemli bir etkendir.
Yem Bitkilerinin Toprak Verimliliğine Etkisi ve Ekim Nöbetindeki Yeri
Yem bitkileri yetiştirildikleri toprağın fiziksel ve kimyasal özelliğine olumlu etki yaparlar. Bu nedenle yem bitkilerinden sonra ekilen diğer kültür bitkilerinin verim ve kalitesi yükselir.
Yem Bitkilerinin Toprak Verimliliğine Etkisi
Baklagil ve buğdaygil yem bitkileri yetiştirildikleri topraklara bol miktarda kök artığı bırakarak toprağın organik maddece zenginleşmesini sağlarlar. Organik madde toprakta agregatlaşmayı hızlandırır, erozyonun azalmasına, bitki besin maddelerinin daha yüksek oranda tutulmasına yol açar. Tahıl-nadas ekim sisteminin uygulandığı alanlarda organik madde miktarı çok azdır. Yem bitkileri tahıllara oranla toprağa bol miktarda organik madde eklenmesini sağlar. Organik madde miktarını; bitki türü, iklim koşulları ve bitkinin yetiştirilme amacı gibi bir dizi faktör etkiler.
Buğdaygil yem bitkileri de ince saçak kökleri ile toprağa daha az organik madde bırakırlar. Baklagil yem bitkilerinin toprağa bol organik madde bırakması toprak
verimliliğiyle de oldukça belirgindir.
Orta Anadolu ve geçit bölgelerinde yağışın kısıtlı ve havalanma koşullarının iyi olduğu alanlarda yonca-korunga gibi kalın köklü baklagillerin bıraktığı artıkların kısa sürede mineralize için, organik madde oranı fazla etkilenmemektedir. Yem bitkilerinin serin ve yağışlı bölgelerde organik madde oranına etkisi daha belirgindir.
Yem Bitkilerinin Ekim Nöbetindeki Yeri
Çok yıllık baklagil yem bitkileri (yonca, korunga ve üçgül gibi) ve tek yıllık baklagil yem bitkileri (fiğ ve bezelye gibi) ekim nöbetine düzenli alınmaktadır.
Geleneksel tahıl-nadas sistemi uygulandığı kurak alanlarda nadas alanını azaltmak veya kaldırmak için çalışmalar yapılmıştır. Nadas alanlarında yonca, korunga ve taş yoncası bitkileri toprakta biriken suyun büyük bölümünü kullanmaları nedeniyle buğdayın veriminde azalmalara yol açmışlardır. Bu nedenle yem bitkilerinden sonra iyi bir tahıl verimi için nadas yapılmalıdır.
Kıraç bölgelerde tek yıllık baklagiller yüzlek kökleri, vejetasyon sürelerinin kısalığı, daha az su tüketmeleri nedeni ile ekim nöbetinde ve nadasın kaldırılmasında kullanılmıştır.
Ot üretimi amaçlı baklagil veya baklagil+tahıl karışımlarının nadas alanlarında başarı ile yetiştirilebileceği görülmüş ancak tohum üretimi amaçlı ekilen baklagillerin topraktaki suyun büyük bir bölümünü kullanmaları ve daha az azot biriktirmeleri sebebiyle tahıl veriminde azalmaya neden olmuşlardır.
Sulanabilen alanlar veya düzenli yağış alan bölgelerde tek veya çok yıllık baklagillerin ekim nöbetinde pamuk verimini olumlu etkilediği görülmüştür.
Yeşil Gübreleme
Yeşil gübreleme yıllık yağışı 500-600 mm olan ve düzenli yağışın olduğu bölgelerde veya sulanabilen alanlara önerilmektedir. Tahıl-nadas sisteminin uygulandığı kurak bölgelerde, nadasa ekilen yeşil gübre bitkilerinin yararları konusunda farklı fikirler mevcuttur. Yüksek sıcaklık ve iyi havalanma nedeniyle toprağa eklenen organik maddelerin, kısa sürede parçalandığı ve kısıtlı olan suyu tüketmeleri nedeniyle ana üründe verim düşüşlerine neden olduğu ileri sürülmektedir. Buna karşılık toprakta bulunan organik maddenin muhafaza edilmesine yardımcı olduğu ve bunun yanında kullanılan kimyasal gübrenin etkinliğini artırdığı ifade edilmektedir.
Yeşil gübrelemenin yararları;
• toprağın organik maddesini, yararlı toprak kurtlarını ve faydalı mikroorganizmaları arttırmak,
• toprağın yapısını düzeltmek,
• toprağı azotça zenginleştirmek,
• topraktaki bitki besin maddelerini daha yarayışlı hale getirmek,
• bitki örtüsü olmayan tarlalarda erozyon ile toprak kaybını önlemek,
• yabancı ot kontrolünü sağlamak,
• hastalık ve zararlılara karşı mücadeleye yardımcı olmak, olarak sayılabilir.
En yaygın kullanılan bitki türleri baklagil (Leguminosae) familyasına bağlı türlerdir.
Tek yıllık türler içerisinde
• adi fiğ (Vicia sativa),
• tüylü fiğ (V. villosa),
• bakla (V. faba),
• bezelye (Pisum spp.),
• soya (Glycine max),
Bazı bölgelerde çok yıllık türlerden
• Çayır üçgülü (Trifolium pratense),
• melez üçgülü (T. hybridum),
• ak üçgül (T. repens) ve
• bazen yonca (Medicago sativa) yeşil gübre olarak kullanılmaktadır.
Bazı ülkelerde bir çok Brassica türü örneğin kolza (Brassica napus oleifera), şalgam (Brassica rapa var. rapa) ile çim (Lolium) türleri, çavdar (Secale cereale) ve yulaf (Avena sativa), karabuğday (Fagopyron esculentum) gibi bitkilerden yeşil gübre bitkisi olarak faydalanılmaktadır.
Bitkilerin ekim ve sürüm zamanı, bölgeye ve ana ürüne göre değişmektedir. Kışları ılıman geçen bölgelerde, sonbaharda ekilen yeşil gübre bitkisi, erken ilkbaharda, ana ürünün ekiminden 2-3 hafta önce, bitkinin çiçeklenme devresinde toprak sürülerek gömülmelidir. Sürüm zamanı geciktikçe sürüm işlemi zorlaşır Ancak erken devrede sürüm yapılırsa hem organik madde ve hem de azot birikimi daha az olur. Aynı zamanda bitki artıklarının çürümesi kolay olur ve ana ürün ekimi daha rahat yapılabilir.
YEM BİTKİLERİNİN KİMYASAL YAPISI
Yem bitkilerinin kimyasal yapısı gelişme periyodu boyunca değişmektedir.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul


Dön Yem Bitkileri

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 1 misafir