Toprağın Özellikleri

Toprağın Özellikleri

Mesajgönderen Bennur » Çrş Şub 17, 2010 17:23

Toprağın Tanımı
Toprak, kayaların ve organik maddelerin parçalanmasıyla oluşan, sürekli değişim hâlinde olan yerkürenin en üst tabakasıdır. Bitkiler için gelişme ortamıdır. Pek çok canlı için ise barınaktır. Toprağın oluşumu uzun yıllar gerektirir. Mekanik, fiziksel, kimyasal ve biyolojik etmenler sonucu parçalanan kayalar toprağı oluşturur. Toprağın bitki yetiştirecek hâle gelmesi de uzun zaman alır.
Toprağın Özellikleri
1- Toprak Bünyesi
Toprak bünyesi, toprak kütlesini oluşturan mineral parçalarının büyüklük ve acimlerini ifade eder. Toprak bünyesi, toprağın sınıflandırılmasında önemli bir ölçüdür. üyük parçalardan oluşan topraklar, kumlu topraklar diye adlandırılır. Küçük taneli opraklar ise, killi topraklardır. oprak bünyesi, toprağın en önemli fiziksel özelliklerinden biridir. Toprağın bitki esin maddelerini içermesi, su tutma kapasitesi, işlenebilme gücü, su ve rüzgâr erozyonuna ayanıklılığı, geçirgenliği, havalanması ve ısınması toprak bünyesine bağlıdır.
Toprak kumlu, killi ve siltli olmak üzere üç çeşittir. Bunlarda kendi aralarında tanecik ayılarına göre farklı sınıflara ayrılır. Kumlu topraklar, geçirgendir, iyi havalanır, kolay işlenir ancak bitki besin maddelerince fakirdir.
Killi topraklar ise geçirgen değildir, iyi havalanmaz, kolay işlenmez ancak besin
maddesince zengindir. Toprakların bu özelliklerini bilirsek toprak bünyesini büyük alanlarda değil ama küçük alanlarda değiştirebiliriz. Bitki yetiştirmek için topraklarımızı uygun hâle getirebiliriz. Bitki yetiştirmek için en uygun olan toprak-kumlu tınlı
topraklardır.
2- Toprak Yapısı
Kum, silt ve kil gibi toprağı oluşturan maddelerin çeşitli şekillerde birleşmeleriyle oluşan parçalara toprak yapısı denir. Toprak yapısı toprak verimliliği açısından önemlidir. Toprakta bitkinin yetişebilmesi için, toprak yapısının gözenekli, suyu geçiren, tutabilen ve aşırı su birikmesini önleyecek yapıda olması gerekir. Kumlu topraklar, tek parçalı oldukları için suyu kolaylıkla geçirirler, su tutma kapasiteleri düşüktür. Bu nedenle bitki yetişmesi için elverişli değildirler. Killi topraklarda ise, toprağın suyu geçirmesi yavaştır, köklerin havalanması zordur. Bu topraklarda da bitki yetişmesi güçtür.
3- Toprak Tavı
Bitki yetiştirmek için toprağın en uygun fiziksel durumuna toprak tavı denir. Toprak tavı toprakların hava ve su kapasitelerinin istenilen düzeyde olmasının bir ölçüsüdür. Bir başka açıdan, toprağın işlenmesi ve bitki yetişmesi açısından en uygun düzeyde su ve hava içeren topraklar tavlı topraklardır.
4- Toprak Havası
Toprak tanecikleri arasında hava bulunmaktadır. Bu hava atmosfer havasının devamıdır. Sürekli yenilenmekte ve değişmektedir. Bu durum toprakta yaşayan canlılar ve bitkiler açısından önemlidir. Kumlu topraklarda tanecikler arasında hava boldur. Buna karşılık killi topraklarda tanecikler arasındaki boşluklar küçük olduğundan havada az bulunur. Bu nedenle killi topraklarda bitki yetiştirmek zordur. Ağır killi toprakları bitki yetiştirmeye uygun hâle getirmek için ahır gübresi veya turba şeklindeki organik gübre ilave
etmek gerekir. Ahır gübresi, hem killi topraklardaki boşlukların hacmini hem de havalanma kapasitesini artırır. Yüzey topraklarının hava kapasitesi oldukça değişkendir. İklim koşulları ve toprağın işlenme sıklığı, toprak havasının değişmesine en çok etki eden iki faktördür. Uygun zamanlarda ve belli aralıklarla yapılan toprak işleme, sıkı yapılı toprakların hava kapasitesini artırır. Ancak aşırı işleme toprak tanelerini küçülteceği için hava kapasitesinin de düşmesine neden olur. Yağmur damlaları da taneciklerin yapısını değiştireceği için toprağın hava kapasitesini azaltır.
Toprakların Havalanmasında Gaz Değişimi
Toprak havası ile atmosfer havası arasındaki gaz değişimine iki faktör etkilidir.
-Biyolojik olayların tipi ve hızı.
-Toprağa giren ve çıkan gazların oranı.
Toprakta yaşayan canlılar ve bitki kökleri solunum için oksijen gazı kullanırlar. Kullanılan oksijen ne kadar fazla ve çıkan karbondioksit ne kadar çoksa gaz değişimi de o kadar çok olacaktır.
Topraktaki gaz değişimi iki yolla olmaktadır.
Kitlesel hava akımı: Atmosfer ile toprak havası arasındaki basınç farkından
oluşur. Toprağın tipi, havanın sıcaklığı, atmosferik basınç ve rüzgâr hareketleri hava değişimine neden olmaktadır. Ancak bu şekilde gaz değişimi oldukça azdır.
Difüzyon: Gazların çok yoğun ortamdan az yoğun ortama geçmeleridir.
Atmosfer havasında oksijen gazı fazla, toprak havasında ise azdır. Difüzyonla havadan toprağa oksijen gazı geçer. Toprakta karbondioksit gazı fazla, havada ise azdır. Bu durumda da topraktan havaya karbondioksit gazı geçer.
Toprak Havasının Bileşimi
Toprak havasında bulunan en önemli gazlar azot, oksijen ve karbondioksittir. Bu gazların oranı sabit değildir. Mevsimler, sıcaklık, toprak nemi, toprak derinliği, kök gelişimi, mikroorganizmaların aktivitesi, toprağın yapısı, topraktaki gazların oranlarında değişmeye neden olur. Atmosfer havasındaki gazların oranı ile toprak havasındaki gazların oranı farklıdır. En büyük fark da karbondioksit gazının oranındadır. Topraktaki bitki kökleri ve mikroorganizmalar, topraktaki karbondioksit gazının artmasına neden olurken oksijen gazının azalmasına yol açar. Sürekli bitki örtüsüne sahip topraklarda tek yıllık bitki yetişen topraklara göre karbondioksit gazının miktarı daha fazladır. Aşağıdaki çizelgede havadaki gazlarla iki farklı bölgenin gaz karışımları karşılaştırılmıştır.
Image1.jpg
Havalanma ve Toprak Verimliliği
Toprakta yaşayan canlılar için toprak havası ve miktarı çok önemlidir. Toprağın iyi havalandırılması toprak verimliliğini artıracak ve iyi ürün alınmasını sağlayacaktır. Normal bitki gelişmesi için toprak havasında %10 oksijen, en fazla %5 karbondioksit bulunmalıdır. Bütün canlıların ortak özelliklerinden biri solunum yapmalarıdır. Canlılar solunum yaparken oksijen gazı kullanırlar. Bitkilerin toprak üstü kısımları oksijen ihtiyacını atmosferdeki oksijen gazından karşılar. Toprak altı organlar ise toprak havasındaki oksijeni kullanır. Toprak yüzeyine yakın kısımlar ise hava oksijenini kullanabilirler. Derinlerdeki kökler de toprağın havalandırılması ile toprak içinde kalan havayı kullanmak zorundadır. Bu nedenle toprakların iyi havalandırılması önemlidir. Ayrıca toprakta yaşayan ve madde döngüsü sağlayarak bitkilerin beslenmesinde rol alan bir hücreli mikroorganizmaların da pek çoğu oksijenli solunum yapar. Onların yaşamsal faaliyetlerini sürdürmeleri ve yararlı olmaları için de toprağın havalandırılması gerekir.
Yetersiz Havalanmanın Olumsuz Etkileri
Yeterince havalandırılmamış topraklarda bitki yetişmesi zordur. Toprakta yaşayan mikroorganizmaların da havasız yaşaması mümkün değildir.
Yetersiz havalanma ve oksijen noksanlığında ortaya çıkan zararlar şunlardır:
a) Bitki köklerinde gelişme yavaşlar, bitki gelişimi ve ürün verimi azalır.
b) Bitki besin maddeleri alımı yavaşlar. Bitki kökleri oksijensiz solunum yapmaya
başlar. Bu durumda bitkinin besin maddelerini alma gücü zayıflar.
c) Köklerin topraktaki suyu alması azalır. Oksijen bulamayan kökler gelişemez. Bu durumda topraktaki suyu ememezler.
d) Bazı zehirli organik maddeler oluşur. Topraktaki bir hücreli canlılar oksijen
eksikliğinde toksin madde çıkarır. Bu maddeler bitkiler için zehir etkisi yapar
e) Topraktaki azot miktarında azalma meydana gelir. Bu durumda oksijensiz
solunum yapan mikroorganizmalar hızlı bir şekilde çoğalır. Azot bağlayan bu bakteriler toprak azotunun azalmasına neden olurlar
f) Toprağın biyolojik yapısı bozulur. Toprakta yaşayan mikroorganizmalar madde döngüsünü sağlayamaz
g) Toprak oluşumu geriler.
Toprak Sıcaklığı
Toprağın en önemli özelliklerinden biri de toprak sıcaklığıdır. Topraktaki fiziksel, kimyasal ve biyolojik olayların oluşmasında en önemli faktörlerden biridir. Dünyamızı ısıtan güneş toprağımızın da sıcaklığını artırır. Güneşten gelen ışınlar yeryüzüne çarptığında bir kısmı toprak tarafından emilir. Bir kısmı ise geri yansır. Koyu renkli topraklar gelen ışınların %80’ ini, açık renkli topraklar %30’ unu tutar.
Toprakta tutulan bu enerji toprağın sıcaklığını oluşturur. Toprak sıcaklığı mikroorganizmaların aktivitelerini artırır. Organik maddelerin parçalanmasını sağlar. Minerilizasyonu artırarak toprak oluşumuna önemli etki yapar. Toprakta sıcaklığın düşmesi ise toprağın donmasına neden olur. Topraktaki yaşamsal faaliyetlerde gerileme görülür.
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul

Re: Toprağın Özellikleri

Mesajgönderen Bennur » Çrş Şub 17, 2010 17:35

Toprağın Isınmasına Etki Eden Faktörler
Toprağın ısınmasına etki eden faktörler şunlardır:
a) Isının kaynağı ve miktarı: Toprak sıcaklığı güneşten gelen enerji miktarına
bağlıdır. Atmosferde bulunan toz zerreleri ve su buharı toprağa gelen enerjinin azalmasına neden olur. Bu durumda toprak sıcaklığı düşer. Kuru ve açık havalarda ise toprak ısınır. Ancak bu durumda gece ve gündüz arasında sıcaklık farkı çok olur.
b) Özgül ısının etkisi: Bir maddenin birim miktarının ısınması için gereken ısı
miktarıdır. Toprağı oluşturan her maddenin özgül ısısı farklıdır.
c) Enlem derecesi: Güneşin etkisi ekvatordan kutuplara doğru gittikçe azalır.
Ekvator bölgesinde toprak daha sıcak, kutuplara doğru ise daha soğuktur.
d) Topoğrafya: Eğimli arazilerde toprak sıcaklığı yer yer değişir. Çukur bölgeler
daha nemli olduğu için toprak daha soğuktur. Güneş ışınlarını dik olarak alan
kısımlar ise daha sıcaktır.
e) Toprağın yapısı: Toprağın yapısı da ısınma yönünden etkilidir. Organik
topraklarda hava boşlukları çok olduğu için ısınma yavaştır. Kumlu topraklarda
ısınma daha hızlıdır.
f) Toprağın rengi: Koyu renkli topraklar güneşten gelen ışınları daha çok
emdiklerinden daha çabuk ısınırlar. Açık renkli topraklar ise daha geç ısınır.
g) Toprak derinliği: Toprağın yüzeyi güneş ışınları ile daha fazla temas ettiği için
çabuk ısınır, çabuk soğur. Derin kısımlarda ise sıcaklık değişimi çok değildir.
h) Bitki örtüsü: İyi bir bitki örtüsü güneşten gelen ışınların büyük kısmını
tutacağından toprağın çok ısınmasını önler. Kışın da durum tersine döner.
Dolayısıyla toprakta çok fazla ısı değişimi olmaz.
Toprak Sıcaklığının Kontrolü
Toprak sıcaklığını kontrol etmek büyük oranda mümkün değildir. Ancak sıcaklığın az da olsa değiştirilmesi biyolojik açıdan önemlidir. Toprak neminin kontrolü, toprak sıcaklığının kontrolü bakımından önemlidir. Su altında kalan veya kötü drenajlı topraklarda sıcaklık düşüktür. Bu toprakların iyi bir drenajla sıcaklığı yükseltilebilir. Yaz aylarında hava sıcaklığı ile birlikte toprak sıcaklığı da artar. Bu durumda gelişmekte olan bitkiler yüksek toprak sıcaklığından zarar görebilirler. Yaz aylarında toprak sıcaklığını düşürmek için sulama yapmak yeterlidir. Su buharlaşırken toprak sıcaklığı da düşmüş olur.
Toprak sıcaklığını kontrol etmede önemli bir uygulama da malçlamadır. Malç, toprak üzerine serilen ve toprak üzerinde kalması sağlanan saman, talaş, kâğıt, plastik gibi malzemelerdir. Koyu renkli topraklar güneş ışınlarını daha çok çektikleri için daha çok ısınır. Bu toprakların üzerine açık renkli malçlama yapılarak toprağın fazla ısınması önlenebilir. Koyu renkli malçlama ile de toprak sıcaklığı artırılabilir. Toprak sıcaklığını düşürmek için bir önlem de yapay gölgeleme yapmaktır. Gölgeleme aslında bitkiler için yapılır. Ancak toprak sıcaklığını düşürmek için de etkili olur. Toprağın işlenmesi de toprak sıcaklığına etkilidir. Toprağın kuru iken işlenmesi toprak yüzeyinde ince toz hâlinde malç oluşmasına neden olur. Malç da sıcaklığın toprak derinliklerine inmesini önler.
Sıcaklık ve Toprak Verimliliği
Toprak sıcaklığı, tohumun çimlenmesinden bitkinin gelişmesine kadar her aşamada önemli olan ekolojik bir faktördür. Sıcaklığın toprak verimliliğine olan etkileri, ekolojik ve pedolojik olmak üzere iki kısımda ele alınabilir.
a) Ekolojik açıdan: Toprak sıcaklığının ekolojik açıdan önemini maddeler hâlinde şöyle açıklayabiliriz:
-Toprak sıcaklığı tohumun çimlenme hızını etkiler. Çimlenme esnasında sıcaklık,
tohum içindeki kimyasal olayların hızlanmasını, tohumun su alıp şişmesinde, tohumun oksijen almasında etkili olur.
-Bitkilerin kök gelişimi sıcaklıkla beraber artar.
-Köklerin, sıcaklığın artmasıyla beraber besin maddelerini almaları da hızlanır. Ancak aşırı sıcaklıklarda ters yönde etki eder.
-Köklerin su alımı da sıcaklıkla yakından ilgilidir. Sıcaklık arttıkça su alımı da artar.
-Toprakta yaşayan mikroorganizmaların faaliyetleri sıcaklıkla yakından ilgilidir.
Mikroorganizmalar 25–35 0C toprakta maksimum aktivite ile yaşarlar. Sıcaklık arttıkça aktiviteleri düşer. Düşük sıcaklıklarda da bu canlıların yaşaması mümkün değildir. Mikroorganizmaların madde döngüsü sağladıkları bilindiğine göre sıcaklığın ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkmaktadır.
-Bitki hastalığına yol açan bazı bir hücreli canlılar da sıcaklıktan etkilenmektedir.
Bu canlılar genellikle düşük sıcaklıkta yaşarlar. Bu nedenle yüksek sıcaklıkta bu
canlıların yol açtığı bitki hastalıkları görülmemektedir.
b) Pedolojik açıdan: Toprak oluşumu açısından da sıcaklık önemlidir. Sıcaklığın
artması ile birlikte minerallerin parçalanması da hızlanır. Düşük sıcaklıkta toprak içindeki su donar. Suyun donmasıyla birlikte toprak içindeki kimyasal reaksiyonlar da durur. Bu durumda sadece fiziksel olarak ayrışma meydana gelir Sıcaklık arttıkça kimyasal reaksiyonlar artar, toprak oluşumu hızlanır. Ayrıca sıcaklıkla beraber mikroorganizmaların faaliyeti de artacağından toprak oluşumu hızlanacaktır.
Kaynak:T.C. MİLLÎ EĞİTİM BAKANLIĞI Modülleri
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul

Re: Toprak Reaksiyonu

Mesajgönderen Bennur » Pzt Ağu 22, 2011 17:55

Toprak Asitliği
Toprakların asit, nötr veya alkali olduğunu belirtmek için kullanılan bir deyimdir.
Eğer toprak çözeltisi içerisinde hidrojen iyonları fazla ise, toprak asit özelliği gösterir.
Toprak çözeltisinde hidroksil iyonları fazla ise, toprak alkalidir. Topraktaki hidrojen ve
hidroksil iyonları eşit ise, toprak nötr özelliği gösterir.
Toprak reaksiyonu, toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerini etkileyen en önemli
toprak özelliğidir. Toprağın verimi, bitki gelişmesine uygunluğu ve mikroorganizmalar
tarafından istenen özellikte olması toprağın asit, nötr ve alkali özellik göstermesine bağlıdır.
Hidrojen ve hidroksil arasındaki ilişki pH değeri ile ifade edilir. pH metre ortamın
asitliği veya alkaliliğini ölçmede kullanılır. pH metre 0’ dan 14’ e değer alır. 0 ile 7 arası
asitliği, 7 den 14 kadar olan bölüm ise bazikliği gösterir.7 ise nötrdür.
Toprak Asitliğinin Giderilmesi ve pH’ nin Yükseltgenmesi
Toprak içinde hidrojen iyonları hidroksil iyonlarından fazla ise toprak asit özelliği
gösterir. Topraktaki asit özelliğin ortadan kaldırılması için kireçleme maddeleri kullanılır.
Bu amaçla kullanılan çeşitli kireçli maddeler mevcuttur.
Image2.jpg
Toprakta pH’ nın Düşürülmesi
Topraktaki asitliğin giderilmesi ve pH’ ın yükseltgenmesine karşılık bazen de pH’ nın
düşürülmesi gerekir. Toprakta fazla miktarda hidroksil iyonu bulunduğunda toprağın
verimliliği açısından pH düşürülmelidir. Bazı bitkiler asitli toprakları severler. Bu bitkiler
yetiştirilmek istendiğinde toprağın asitliği artırılmalıdır.
Toprakların asitlik derecesini artırmak ve pH’ nın düşürülmesi için farklı maddeler kullanılır. Bu maddeler içinde elementel kükürt, sülfürik asit, alüminyum sülfat ve demir sülfat sayılabilir. Ayrıca amonyum sülfat ve amonyum fosfat gibi asit yapılı gübreler de bu amaç için kullanılabilir.
Reaksiyon ve Toprak Verimliliği
Toprak verimliliğini etkileyen en önemli faktörlerden biri de toprak reaksiyonudur.
Toprakta yetişen bütün yüksek yapılı bitkilerle, üzerinde yaşayan bütün mikro organizmaların yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmeleri doğrudan ya da dolaylı olarak toprak reaksiyonuna bağlıdır.
Toprak reaksiyonunun verimlilik açısından en önemli fonksiyonları şunlardır:
a) Bitki gelişimine etkisi: Her bitkinin kendine uygun yaşadığı bir ortam vardır.
Bu ortamlar asit, alkali, ve nötr olabilir. Bitkiler farklı ortamlarda yetiştirilmek istenirse ortamın pH’ sı dolaylı ya da doğrudan bitki gelişimini etkileyebilir. Genel olarak bütün bitkiler fazla asidik topraklarda gelişemezler.
b) Bitki besin elementlerinin elverişliliği üzerine etkisi: Bitki besin elementlerinin bitkilere olan yararları ile pH değerleri arasında yakın bir ilişki vardır. Bazı durumlarda ortamın pH değerinin değişmesi bitkilerin topraktaki besin elementlerinden yararlanmasını güçleştirir. Çünkü pH değeri değiştiğinde besin elementleri çözünmez bileşikler hâline geçebilirler. Bu durumda da bitkiler bu maddeleri alamazlar.
c) Besin elementlerinin bitkilerce alımı üzerine etkisi: Bitki kökleri topraktaki
besin maddelerini en iyi pH 6,5 ve pH 7,5 arasındaki alır. Topraktaki asitlik artarsa bitki köklerinin hücre zarlarının yapısı bozularak geçirgenliği artar. Hücre içinden dışarıya madde geçişi olur. Bitki besin elementlerinden yararlanamaz.
d) Toprak canlıları üzerine etkisi: Toprak reaksiyonu toprakta yaşayan canlılar
üzerinde de etkilidir. Düşük pH değerlerinde toprakta mantarların aktiviteleri artar. Yüksek pH durumlarında ise bakteriler hızla çoğalırlar. Bakteriler 6,0–8,0, aktinomisetler 7,0–7,5 ve mantarlar 4.0–5.0 pH derecelerinde maksimum seviyede yaşarlar.
Tamponluk ÖzelliğiÇözeltilerin pH’ sında değişim olabilmesi için, çözeltide bulunan hidrojen ve hidroksil iyonlarından daha çok asit ve baz ilave etmek gerekir. Çözeltideki hidrojen iyonları, ilave edilen hidroksil iyonları ile eşit hâle geldikten sonra devam eden hidroksil iyonları ilavesi çözeltinin pH’ sını değiştirir.
Topraklarda Tamponlama Olayı
Topraklar tamponlama özelliğine sahiptir. Killi ve organik maddesi çok olan topraklarda tamponlama seviyesi daha yüksektir. Topraklara hidrojen ilave edildiğinde, hidrojen iyonlarının bir kısmı topraktaki hidroksil iyonları tarafından tutulur. Dolayısıyla toprağın pH’ sı hemen değişim göstermez. Bu olaya tamponlama denir.
Tamponlamanın Tarımsal Açıdan Önemi
Toprağın tamponlama gücünün tarımsal açıdan önemini iki grupta toplayabiliriz.
 Toprak pH’ sının sabit seviyede tutulması,
 Toprak reaksiyonunu değiştirmek için gerekli maddenin toprağın tamponlama
kapasitesine uygun olarak ayarlanması.
Topraktaki pH’ da meydana gelecek ani değişiklikler toprak koşullarının kötüleşmesine yol açar. Bu durum bitkiler ve mikroorganizmaların zarar görmesine neden olur. Ayrıca topraktaki besin elementlerinin de yarayışlılığını ortadan kaldırır. Toprağı ıslah etmek için kullanılacak madde miktarı, kullanılacak maddenin tamponlama gücüyle yakından ilgilidir. Eğer toprağın tamponlama kapasitesi büyükse kullanılacak maddenin miktarı da o kadar artacaktır.
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul

Tuzluluk ve Bitkilerin Tuza Direnci

Mesajgönderen Bennur » Pzt Ağu 22, 2011 18:05

Toprak Tuzluluğu ve Alkaliliği
Tuzlu topraklarda klor, sülfat, karbonat ve bikarbonat gibi anyonlarla, sodyum, kalsiyum, magnezyum ve potasyum gibi katyonlar bulunur. Toprakta bulunan bu anyon ve katyonlar birleşerek tuzları oluşturur. Doğada en bol bulunan tuz sodyum klorürdür. Yukarıda sayılan bu anyon ve katyonlar bitkiye zarar verecek kadar fazlaysa, bu topraklara tuzlu topraklar denir.
Alkali topraklar ise, genellikle açık renkli ve kabuk bağlamış topraklara denir. Tuzlu topraklarda özellikle sodyum iyonu fazla bulunur. Tuzlu ve alkali toprakların oluşumunda üç aşama ortaya çıkar.
 Tuzlulaşma
 Tuzlulaşma- alkalileşme
 Alkalileşme
Tuzlu ve Alkali Toprakların Özellikleri
Tuzlu topraklar içerdikleri tuz oranına göre üçe ayrılırlar. Topraklar sınıflandırırken toplam çözünebilir tuz miktarına, toprağın pH’ sına ve değişebilir sodyum yüzdesine bakılır. Bütün topraklar bir miktar suda çözünebilir tuz içerirler. Bu tuz oranı bitkiye zarar verecek kadar çoksa, bu topraklar tuzlu topraklardır. Tuzlu topraklar en kolay ıslah edilebilen topraklardır. Uygun bir drenaj sistemi ile bu sorun ortadan kaldırılabilir. Tuzlu topraklar genellikle normal fiziksel koşullara sahiptir. İyi yapılı ve geçirgendirler. Tuzlu topraklarda suyun hareketi toprak yüzeyine doğru olursa toprak yüzeyinde beyaz tuz tabakası meydana gelir. Suda çözünmüş tuz topraktaki kılcal kanallardan toprakyüzüne çıkar. Su, buharlaşır tuz ise toprak yüzeyinde kalır ve tabaka oluşturur. Bu tuzlar çoğunlukla kalsiyum, magnezyum, sodyum anyonları olan klorür, sülfat ve karbonatlardır.
Yüksek sodyum içeren topraklarda bulunan organik maddelerin sodyum tarafından küçük parçalara ayrılması ile alkali topraklar ortaya çıkar. Alkali topraklar ıslakken yapışkan, su geçirmeyen ve kaygan görünümlü topraklardır. Kuruduklarında ise sertleşir, kesekleşir ve kabuk bağlar. Bu topraklar nemli iken sürüldüklerinde arazide kaygan görünüm olur ve lastik izleri ortaya çıkar.
Alkali toprakların ıslahı güçtür. İyi havalanmamış ve toksin maddesi çok olan bu topraklar bitki gelişimine elverişli değildir. Topraklarda hem tuz hem de alkali maddeler varsa bu topraklara tuzlu- alkali topraklar denir. Bu topraklar hem tuzlu toprakların hem de alkali toprakların özelliklerini gösterirler.
Image3.jpg
Tuzlu ve Alkali Toprak Problemlerinin Teşhisi
Tuz, bitkilerin su ve besin alımını engellediği için bitkide büyüme durur. Renk koyulaşır ve meyveleri küçültür. Güneşli bir günde, gün ortasında büyüme ucunda pörsüme görülür. Eğer sulama yapılmasına rağmen durum değişmezse toprakta tuzluluk sorunu var demektir. Bu durumla karşılaşmamak için topraklar dezenfekte edildikten sonra dezenfektanın zararlı etkisi ortadan kalkınca gübreleme yapmadan tuzluluk testi yaptırılmalıdır.
Topraktaki çözünebilir tuzun miktarı elektrik kondaktivite metre ile ölçülür.
Milimhos/cm ya da mikromhos/cm ifadeleri ölçü birimidir. Bir çözeltinin elektriği iletkenliği içindeki tuz oranına bağlıdır.
Image4.jpg
Tuzluluk testi için ikinci işlem değişebilir sodyum miktarının ölçülmesidir. Bu testte elde edilen sonuçlar çözünebilir sodyuma göre düzeltilmelidir. Düzeltme yapıldıktan sonra sonuçlar yüzde ifadesi ile açıklanır. Topraklarda değişebilir sodyumun fazla olması bitki gelişimini olumsuz etkiler. Bunun nedeni sodyumdan ileri gelen toprağın zayıf fiziksel koşullarıdır.
Tuzlu ve Alkali Toprakların Islahı
Tuzlu ve alkali toprakların düzeltilmesi yedi evrede gerçekleştirilir.
 Tuzluluk testi yapılmalıdır.
 Problemin kaynağı belirlenmelidir.
 Tuzlanmaya neden olan faktör ortadan kaldırılmalıdır. Gerekirse drenaj yapılmalıdır.
 Topraklara kimyasal ıslah edici maddeler ilave edilmelidir.
 Toprağın organik maddelerle karışması sağlanmalıdır. Bu olay toprağın su geçirgenliğini artırır.
 Tuzlu toprağın yakınında su varsa sulama yapılmalıdır.
 Toprak yıkanmalıdır. Daha sonra da tuza dayanıklı bitkiler yetiştirilmelidir.
Yukarıda açıklanan bu evrelerden de anlaşılacağı gibi tuzlu toprakları ıslah etmek için
bazı maddeleri kullanmak ve tuzluluğu önleyecek tedbirler almak yeterlidir. Alınacak
tedbirler ise, yıkama, drenaj, toprağa ıslah edici maddeler ve organik madde ilavesidir.
Bitkilerin Tuz Konsantrasyonlarına Karşı Hassasiyetleri
Bitkilerin tuz konsantrasyonu fazla olan ortamda yaşamaları çok zordur. Bitki kökleri, içinde bulunduğu ortamdan su ve suda erimiş maddeleri alarak bitkinin beslenmesini sağlar. Köklerin suyu almaları osmotik basınçla mümkün olur. Toprakta su çok, köklerde az olduğunda topraktan kök hücrelerine su geçişi olur. Tuzlu topraklarda ise su içinde çözünmüş tuz osmotik basıncın tersine işlemesine neden olur. Topraktaki suda bulunan çözünmüş tuzlar köklerden toprağa su geçişi sağlar. Bitki su kaybettiği için de ölür.
Tuzlu topraklarda tuzların etkisiyle mikroorganizmaların yaşaması da zorlaşır. Bu
durum madde döngülerini olumsuz etkilediğinden bitki beslenmesi için gerekli maddelerin
toprakta oluşmasını da güçleştirir.
Bitkilerin tuza karşı hassasiyetleri farklıdır. Bitkiler tuz konsantrasyonlarına gösterdikleri hassasiyetlere göre üç gruba ayrılmaktadır.
 Tuza karşı fazla hassas olanlar.
 Tuza karşı orta hassasiyette olanlar.
 Tuza karşı hassasiyeti az olanlar.
Bu mesaja eklenen dosyaları görüntülemek için gerekli yetkilere sahip değilsiniz.
Kullanıcı avatarı
Bennur
Hobibahçemiz
 
Mesajlar: 3063
Kayıt: Cum Şub 05, 2010 23:29
Konum: İstanbul


Dön Toprak

Kimler çevrimiçi

Bu forumu gezen kullanıcılar: Hiç bir kayıtlı kullanıcı yok ve 2 misafir